İKİ HÜCREDEN BİR İNSAN YAVRUSUNA YOLCULUK: GEBELİK SÜRECİ

Muhteşem bir sürecin başlangıcından doğum gerçekleşinceye kadar anne ve bebek açısından gelişimin nasıl olduğunu bu yazıda bulacaksınız.gebelik öncesinden başlayıp, gebelik başında ve gerekli olduğunda uygun haftalarda neler yapılmalı, nasıl davranılmalı, beslenmeli, hangi belirtileri önemsemeli, ne zaman hekime ve hastaneye başvurmalı. İşte gebeliğin hafta hafta gelişiminde bunları size sunmayı amaç edindik.

Anne adayları ve ailenin en çok merak ettiği konulardan biri; Gebelik haftasının hesaplanmasıdır “Son Adet Tarihi (SAT)”i başlangıç günü alınarak yapılır. Son Adet Tarihi, Son adetin ilk günü demektir
PROF.DR.İSMAİL ÇEPNİ

Erişkin yaşlarda adet gecikmesinin en sık nedeni gebeliktir ya da gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzında değişiklikler, çeşitli sistemik hastalıklar, diyet,stres ve kullanılan bazı ilaçlar gibi pek çok neden adet gecikmesine yol açabilir.

Anne olmak için en uygun dönem yirmili yaşlardır. Gebelik beden ve ruh açısından en sağlıklı dönemde yerine getirilmesi gerekli çok olağanüstü bir süreç ve görevdir.
Yaşınız ya da statünüz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ve gebelik esnasında mutlaka ilgili hekime başvurmalısınız. En az üç ay önceden genel sağlık kontrolü yapılmalı kansızlık var ise gerekli ilaç takviyesi uygulanmalıdır. Sigara ve alkol bırakılmalı, fazla kilolardan kurtulunmalı , kızamıkçık bağışıklığı yok ise aşılanmalı ve en az üç ay gebe kalınmamalıdır. Sarılık( hepatit b ) aşısı ve tetanoz beş yıldan eski yapılmış ise tekrarlanmalıdır.

Gebeliğin başlangıcı: Gebelik erkek tohum hücresinin (sperm) kadının yumurtalıklarından atılan yumurtayı (oosit) döllediğinde başlar. Bu andan itibaren sekizinci hafta sonuna kadar bebeğin organları oluşur ve embriyonik dönem olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan sonra bu organlar büyür ve gelişir ki doğuma kadar olan bu süreye ise fetal dönem denilir.

Gebelik yaşının hesaplanması:Bütün dünyada son adet tarihinin ilk günü (SAT:son adet tarihi) gebeliğin başlangıcı kabul edilir.İnsanlarda gebelik 280 gün sürer ki bu kırk haftaya denk gelmektedir ( 9 ay on gün)

Gebeliğin oluşumu: Gebelik yumurta ile erkek üreme hücresinin rahimin yumurtalıklara uzanan kanallarından birinde karşılaşarak döllenmesi sonunda bir canlının yani bebeğin oluşmasıdır. Daha sonra gün geçtikçe, haftalarla birlikte bebeğin oluşum ve gelişimi gerçekleşir:

 

Hafta hafta gebeliğin gelişimni işlersek süreç aşağıdaki gibi seyreder;

İlk iki  Gebelik Haftası

Gebelik öncesi danışmanlık ve gerekli test ve tetkikleri yaptırmak için gebelik öncesinde hekime başvurmak sağlıklı bir gebeliğin en önemli adımıdır. Korunma bırakıldıktan sonra kısa sürede gebelik olmuyor ise hemen endişelenmenizin bir anlamı yok. Gebeliğin oluşumu pek çok faktörün bir araya gelmesi ile ilgilidir.

35 yaştan önce genç olduğunuz için 1 yıla kadar beklemenizde bir sakınca yok. Bir yıl adet dışı dönemde ve özellikle adetin 10-17. günleri arasında 2-3 günde bir cinsel ilişkiye rağmen hamile kalınmaz ise kısırlık tetkiki için araştırmaya başlanabilir. Yumurtlama günü hesaplanması: Yumurtlama günü yaklaşık olarak, kaç günde bir adet görüyorsanız bu gün sayısından 14 çıkararak hesaplanabilir. Örneğin, 28 gün aralıkla adet gören bir kadın için yumurtlama günü 28 – 14 = 14 (adetinin 14. günüdür). Hamilelik ihtimalinin en yüksek olduğu zamanlar yumurtlama tarihinden 2 gün önceden 2 gün sonraya kadar olan zaman aralığıdır. Yani 28 günde bir adet gören bir kadın için 12.- 16. günler arası hamilelik ihtimalinin en yüksek olduğu dönemdir. Ancak tamamen sağlıklı olan çiftlerin bile bir ay içerinde, uygun dönemde cinsel ilişkiye rağmen gebe kalma ihtimallerinin % 25’leri geçmediği unutulmamalı, ilk denemeler sonunda hamilelik oluşmaz ise hemen endişe edilmemelidir.

Gebelik için karın boşluğuna atıldıktan sonra tüpler(tuba uterina) tarafından yakalanan yumurta yaklaşık 12-24 saat süreyle döllenmeyi bekler. Döllenme olunca, iki hücrenin birleşmesi ile tek bir hücre oluşup bu hücre çoğalmaya başlar ve böylelikle gebeliğin ilk aşamasına geçilerek muhteşem seyahat başlamış olur.

Döllenmiş yumurtanın (embriyo) tüp içinden rahim içine yolculuğu ise yaklaşık bir hafta sürer.  Bu sırada  döllenen yumurta hızla çoğalmakta,şekil ve içerik değiştirmektedir.  Çiftin her ikisinden de gelen genetik yapı (kromozomlar) kadın yumurta hücresi içinde birleşip, hızla bölünüp çoğalarak anne ve babanın genetik yapısını taşıyan hücre sayısı giderek artar.

Anne adayının gebe olduğu anlaşıldığında bu gebeliğin başında bazı tetkikler yapılmalıdır: kan grubu, tam kan sayımı, tam idrar tetkiki, kan uyuşmazlığı testi ( indirekt coombs testi), troit testleri,  sarılık testleri(hepatit) , toksoplazma denilen ve hayvan dışkısından bulaşan hastalık, kızamıkçık gibi hastalıkların testleri , kilo tartılması, tansiyon ölçülmesi ve sistemik muayene gibi… Gebelik tubada(tüpte) başladığı için hiçbir sorun yokken % 1 oranındaki dış gebelik riskini erkenden tanımak amacı ile ultrason yapılmalıdır. Ama gebelik hormonu ( b-hcg) yaklaşık 1500 ıu/ml yi aşmadıkça gebelik kesesinin görülemeyeceği de unutulmamalıdır. Yani 1500 den küçük değerlerde gebeliğin vaginal ultrason ile de nerede olduğu görülemez.

Bebeğin nöral tüp defektinden korunması için folik asit almaya devam edilmeli aslında her zaman olması gerektiği gibi yeterli ve dengeli beslenilmelidir. Hijyene dikkat edilmeli,  meyve ve sebzeler bol su ile yıkanmalı, çiğ veya iyi pişmemiş yiyecekler özellikle  etten kaçınılmalıdır.

Bebeğin cinsiyeti nasıl oluşuyor: Bilinmesi gereken bir bilgi de cinsiyetin döllenme sırasında, erkekten gelen kromozom ile belirlendiğidir. Eğer X kromozomu taşıyan sperm yumurta hücrenizi döllemişse  bebeğin cinsiyeti kız, Y kromozomlu sperm döllemişse bebeğin cinsiyeti erkek oluyor. Yani cinsiyetin ne olduğu babadan gelen genetik yapıya bağlıdır.

 

 

 

  1. ve 4. Gebelik Haftası

Bu haftada”embryo”yani döllenmiş yumurta rahim iç tabakasından delip, Zigot, Blastomer, Morula aşamalarından geçip “Blastosist” aşamasında rahim içinde kendi uygun bulduğu alana yerleşir (implantasyon) ve burada çoğalmasını sürdürür. implantasyonun tamamlanması ardından kanda ölçülen gebelik hormonu “beta HCG ” adet gecikmesi olmasa bile gebeliğin olup olmadığını gösterebiliyor. Adetin geciktiği günlerde idrarda gebelik hormonu belirleyen testlerle de gebelik araştırılabilir. Ancak idrar testleri çok hassas testler değillerdir.

Ağızda çok az bir tad değişikliği, biraz  sabah bulantıları gibi subjektif gebelik belirtileri görülebilir.  Bazen döllenmeden sonraki ilk hafta içinde anne adayı lekelenme tarzında kanama görebilir. Buna yerleşme (“implantasyon ) kanaması adı verilir. Nedeni ise rahim iç tabakasına yerleşimi için yer açılırken oluşan küçük damar çatlamalarıdır.

Dördüncü haftada halsizlik, yorgunluk, göğüslere şişkinlik, kasık ve bel ağrısı, kabızlık ve barsak gazı yakınmaları olur. Embryo hücreleri hızla çoğalır. Uterus içine yerleşir, burada ikiye bölünür; Bir yarısı bebeği diğeri ise rahim duvarına yapışarak burada bebeğin eşini “plasenta”yı oluşturuyor. Plasentanın görevi bebeğin gelişimine yardımcı olmak, beslemek, anneden her türlü gerekli madde alış verişi sağlamak  yani iletişim alanı olmak, anne ile bebeğin bağlantısı bir tür “gümrük kapısı” olarak görev yapmaktır. Bu haftada ayrıca bebeğin beyninin oluşacağı bölüm meydana gelecek ve sinirler oluşmaya başlayacaktır. Ayrıca rahim içinde bebeğin yer alacağı “amnion sıvısı” da toplanmaya başlıyor. Amnion sıvısı diğer haftalar ve aylar boyunca bebeğimin içinde gelişimini rahat olarak sürdürebileceği bir ortam hazırlar.
Gebeliğin ilk haftalarında bebeğin organları oluştuğu için kritik haftalardır. Bunun için  özellikle dönemde ve gebelik boyunca alkol ve sigara kullanılmamalıdır, sigara içilen ortamlardan da uzak durulmalı, hekim önermedikçe ilaç kullanılmamalı, kullanılmakta olan ilaçlar hekime danışılmalı, cep telefonu ile kulaklık takılarak konuşulmalı, bilgisayar ekranından olabildiğince uzakta çaılışılmalıdır.

Gebeliğin ilk ayında ;

Yumurtlama gerçekleşir: 2-3 milimden yaklaşık 18-20 milime kadar ulaşan yumurta hücresi yumurtalıktan karın boşluğuna atılır. Buradan tüp tarafından karına yakın bölümüne(tubanın ampullası) alınır. Yumurta döllenmek için artık hazır ve erkek tohum hüxresini (spermi) bekler.
Döllenme:  Yumurtlama zamanında birlikte olunduğunda milyonlarca spermin yalnızca birkaç bin tanesi tüpte yumurtayı buluyor ve etrafını çevreler. Yalnızca bir sperm tüm hünerini kullanarak yumurta içine girebilir. Diğer spermlerin girişine izin verilmez. Döllenme gerçekleşmiştir.
Cinsiyet belirlenir: Dölleme esnasında erkekten gelen kromozom ile yumurta kız veya erkek olarak oluşur. Oluşacak bebeğin cinsiyetini kadının yumurtası değil erkeğin spermi belirliyor.
Döllenen zigot tüplerden rahime doğru iner: Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesi ile ortaya çıkan “zigot” bölünmeye başlar: 2-4-8… hücreler giderek çoğalarak şekil olarak adeta bir “dut”a benzer ve Latince’de dut anlamına gelen “morula” olarak tanımlanır. Zigot bir yandan bölünmeye devam eder diğer yandan da rahim içine gidişine devam eder.  6-7 günlük bir yolculuk sonunda içi kistik görünüm alan morula “blastokist” adını alır ve rahim içine yuvalanır.
İmplantasyon (yerleşme): Blastokistin yuvalanması sırasında (konsepsiyonu takip eden 10-14 gün içerisinde) lekelenme tarzı kanama  görülebilir. Anne adayı yanlışlıkla adet gördüğünü düşünebilir. Fakat bu kanama açık renkte ve  bir veya iki gün sürer. Yani son adet kanamasının çok az olması bir gebelik işareti olabilir. Bu kanama her gebelikte olmayabilir.
Konsepsiyon oluşur:  Rahim içine yuvalanan embriyo burada büyümeye başlayarak ilk bebek taslağı ortaya çıkar.

Nöral tüpler oluşur: Yani sinir sistemi (beyin, omurga) ile birlikte saç ve deri gelişimi başlar. Bebeğin kalp ve dolaşım sistemi hızla oluşur.

Erişkin kadının adetinin gecikmesi durumunda ilk akla  gebelik gelmelidir. Bu durumda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Hem gebelik hem de nadir de olsa çok tehlikeli bir tablo olan dış gebelik erkenden teşhis edilerek gerekli önlemler  alınır.

Gebeliğin başlangıcından itibaren düşük tehditi ya da kanama olması dışında

doktorunuz tarafından uyarılmadıkça hareketlerinizi kısıtlamanızın gereği yoktur. Ancak gebelik hormonu etkisi ile bütün adaleler gevşediği için ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Hamilelikte çok yorucu olmayan sırt kasları, karın kasları ve bacak kaslarını güçlendirecek egzersizler özellikle ilerleyen haftalarda artmış vücut ağırlığı nedeni ile ortaya çıkacak ağrıları azaltır. Doğum esnasında annenin daha az yorulmasına ve doğum sürecini daha iyi geçirmesine yardım eder.

Gebelikte yürüyüş ve yüzme en rahat yapılabilen ve en yararlı sporlardır. Bunu yanında hamilelik öncesi tenis oynayanlar vücut ağırlığı artıp ani hareketler yapmak ve denge kurmak zorlaşana kadar bu spora devam edebilirler. Dalma, kayak, dağcılık , ata binme gibi  sporlar artmış kaza ve yaralanma ihtimali nedeni ile önerilmez.

 

 

  1. Gebelik Haftası

Embriyo 5 mm ve  0,4 gr olmuştur. Vaginal yola yapılan ultrasonografide bu hafta içinde bebeği besleyen yolk kesesi denilen beyaz sınırlı halka ve embryo gebelik kesesi içinde rahatça görülür. Bebeğin tek mi ikiz mi olup olmadığı belirlenir. Yolk kesesinin büyüklüğü. Kalp atımları görülebilir. kalp atım hızı bebeğin iyilik hali için bir işaret olabilir. Artık kalp, beyin, omurilik, kaslar ve kemikler gelişmeye başlamıştır. Bebeğin organları üç ayrı tabaka yani Endoderm, Mezoderm ve Ektoderm den gelişmektedir. Endoderm tabakası’ndan; akciğerleri çevreleyen zarlar, dil, bademcikler, üretra (idrar kanalı), mesane ve sindirim sistemi ,
Mezodermden ise; kaslar, kemikler, lenf sistemi, dalak, kan hücreleri, kalp, akciğerler ile üreme ve boşaltım sistemleri farklılaşır.
Cilt, tırnaklar, saç, gözün lens tabakası, işitme sistemi, burun, sinüsler, ağız, anüs, diş mineleri, hipofiz bezi, meme dokusu ve sinir sistemi ise “ektoderm tabakası”ndan oluşur.  Ektoderm tabakası “nöral plaka”yı oluşturmak üzere kalınlaşıyor, bu plakanın kenarları kıvrılıp ve “nöral oluk” adını alır. Bu, embriyonun sinir sisteminin ilk taslağıdır ve ilk gelişen organ sistemlerinden birisidir.

Organ ve sistemlerin büyük oranda gelişimini tamamladığı 10. haftaya kadarki dönem bebeğin dış etkenlere ve zararlı toksik etkenlere (örn: cep telefonu, bilgisayar, sigara, ilaçlar ve radyasyon) en duyarlı oldukları dönemdir. Bu nedenle özellikle bu dönemler içinde bu etkenlerden uzak durulmalıdır. Gebe özellikle sabahları yorgunluk hisseder.Bulantı ve aşerme gibi belirtiler kendini hafifte olsa göstermeye başlayabilir. Değişik yiyeceklere ilgi oluşabilir ya da tersi.. Hafif kuru ve katı gıdalar ile az az sık  sık beslenilmeli, sıvı ayrı zamanda alınmalı yemekten sonra düz yatılmamalı, daha çok soğuk ve sevdiği yiyeceklerin tüketilmesi bulantıyı uyarmaz.. Galete, çubuk kraker , mevsimine göre dondurma, karpuz gibi yiyecekler önerilir. Gebelikte anne bedeninde oluşan değişiklikler besinlerin bebeğe ulaşmasını kolaylaştırıcı yönde olduğu için anne “bebeğim beslenebiliyor mu?” sorusunu çok düşünmemelidir. Hormonal değişimlere bağlı olarak gebe kendini depresif ve melankolik hissedebilir. Bu dönemde eşin her açıdan desteği ve anne adayına ilgi göstermesi çok önemlidir.

Gebeliğin başlangıcı ile ilgili yanlış kanılardan biri hamilelik saptandıktan sonra cinsel yaşama getirilen kısıtlamadır. Bebek dış etkilere karşı tahmin edilenden çok daha iyi korunmaktadır. Ancak hamileliğin erken dönemlerinde başka nedenlerle anne adayında kanama olursa doktor tarafından cinsel ilişkiye bir süre ara verilmesi istenebilir. Erken hamilelik dönemlerinde vajinal kanama olmadığı sürece cinsel yaşamı kısıtlamanın gereği yoktur.

Rahmin iyice büyümesi ile birlikte hamileliğin son dönemlerinde cinsel ilişki gebe bedenindeki şekil değişiklikliğine bağlı olarak zorlaşır. Anne adayında acıya yol açabilir. O nedenle anne adayında cinsel istekte azalma olabilir. Normal seyrinde gebeliklerde son dört haftada erkek menisinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği düşüncesi ile ilişki önerilmez.

Normal seyrinde hamileliklerde son 4 haftaya kadar cinsel yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur.

 

  1. Gebelik Haftası

Embriyo yaklaşık 6-7 mm  ve 0,5 gr kadardır. Küçük bir fasulye şeklindedir. Kalp atımları net görülür. Bazen geç yumurtlama sonrasında embryo gelişimi geç başladığı için ilk olarak kalp atımları bu haftada görülebilir. Beyin ve omurilik kanalı (nöral tüp) kapanır.  Oluşmuş organların gelişimi sürer. Yüz ve göz taslağı ortaya çıkar. Kollar ve bacaklar gelişmeye devam eder, eklemler uzar, beyin gelişir. gözlerin retinası belirir: Bebeğin gözdeki görme merkezi olan retinası ilk kez belirginleşir. Bebeğin görüntüsü yeni doğmuş bir bebeğe benzediği fark edilir.  Burun delikleri şekillenir.  Pankreas adlı salgı bezi bebeğin vücut fonksiyonları ve büyümesi için gerekli olan insülini üretmeye başlar.

Gebelik hormonlarının (HCG, östrojen, progesteron) kan düzeylerinin iyice artması nedeni ile kokulara hassasiyet, özellikle sabahları olan bulantılar artmaya başlamıştır. Bunu biraz da olsa hafifletmek için sabah daha yataktan kalkmadan tuzlu kuru kraker yenmesi ve sonra yataktan kalkılması, yağlı ve baharatlı yemeklerden kaçınılması önerilir. Bu önlemlere rağmen bulantılara kusmalar eklenebilir ve hatta anne adayı bir miktar kilo bile kaybedebilir. Bu dönemde bebeğin gelişimi için annenin depolarının yeterli olduğu bilinmektedir. Bu nedenle anne 1-2 kilo kaybetse de genelde çok ciddi bir tedaviye gerek duyulmaz. Gebeliğin ilk 10 haftasında anne kilo vererek dahi bu süreyi geçirebilir, ya da kilo aynı kalabilir. 13-14 haftaya kadar başlangıç kilosundan 1 kilo alması normal kabul edilebilir. Gebelikte de doğru beslenmenin temelinde dengeli ve yeterli beslenme vardır. Hamilelikte de önemli olan fazla yemek ve kilo almak değildir. Hamilelik sürecinde temel besin maddeleri olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve bunlara bağlı kalori ihtiyacı artmıştır. Ancak bu artış asla aşırı yemenizi gerektirecek kadar değildir. Hamile olmayanlara göre günlük 300 kalori fazla alınması yeterlidir. Bu da her öğünde 1-2 kaşık fazla yemek ile karşılanabilir.

Su tüketimine dikkat etmek çok önemlidir. Günde en az 2-3 litre su tüketimi önemlidir. Sıcak günlerde bu tüketim arttırılmalı ve su yerine kahve, çay, meyve suyu tüketiminden kaçınılmalıdır. Yetersiz su alımının annede erken doğumu bile tetikleyebileceği unutulmamalıdır.Yemeklere ilave tuz konulmamalı normal tuz uygulaması sürmalidir.Ancak ilk on haftada anne adayını beslenme ile ilgili disipilinize etmek zor olduğu için beslenme ile ilgili öneriler 10-12. haftadan sonraya bırakılmalıdır.

Bu haftada doktorunuz tarafından geniş kapsamlı rutin tetkikler yaptırılacaktır.

 

  1. Gebelik HaftasıBüyüme hızla devam etmektedir Embriyo artık daha belirgin olarak bir fasülye şeklindedir. Boyu  1,2-1,4 cm ,ağırlığı ise 0,7-0,9 gr civarındadır.  Kollar ve bacaklar kısa yüzgeçler gibi belirginleşir , parmak taslakları oluşur.İç organlar: Kalp, akciğer,  barsaklar ve appendiks oluşumunu sürdürür. Kapanan beyin omurilik kanalı içerisinde beyin ve omurilik gelişmesini devam ettirir. Gözler, burun delikleri gözün ağ tabakası olan “retina”nın gelişimi de devam etmektedir. Bu organlar hem denge hem de işitmede görev alır. İlkel bir ağız ve dil fark edilebilir.İnce bir tabaka halinde deri belirir.  Beyin üç ana kısmına ayrılır. Tiroid bezi gelişimini sürdürür, lenfatik sistem ilk defa oluşmaya başlar. Kalp kısımları plasma ve kan hücreleri ile dolar. Kan dolaşımı başlamıştır. Şimdilik iki bölümden oluşan kalp dakikada 150-160 defa atmaktadır. Gebelik haftaları ilerledikçe kalp atım hızı yavaşlar. Embriyo artık tamamen amniyon kesesi içinde yerleşmiştir.

Hamile için sabah bulantıları ve aşerme belirginleşir. Birçok yiyeceğe karşı istek duyabilir. Aşermenin nedeni bilinmese de koku ve tat alımında olan değişim sonucu olabileceği düşünülmektedir. Çok farklı yiyeceklere karşı olabilir. Ciddi kusmalar eklenmedikçe bulantı önleyici ilaç alınması gerekli değildir. Bir miktar iç çamaşırda leke bırakmayan vajinal kokusuz akıntı olabilir. Kaşıntı, kesilmiş süt gibi akıntı ve idrar yaptıktan sonra veya yaparken yanma olması durumunda  gebeliğin fizyolojik değişikliklerine bağlı olarak gebelik olmayan zamana göre daha sık oluşan “mantar enfeksiyonu” akla gelmelidir. Artan gebelik hormonları nedeni ile gebe biraz alıngan ve huzursuz olabilir. Bir yandan da gebeliğin nasıl seyredeceği, bebekte bir anormallik olup olmayacağı soruları ile bu süreçte annede endişeler oluşturabilir.

Gebeliğin ilk üç ayı bebeğin en hızlı büyüdüğü, hücre sayısının en hızlı arttığı dönemdir. Bu gelişimi sağlayabilmek için annenin tüm kaynaklarını kullanmaktadır. Bu nedenle çok uyuma, etrafa ilgisizlik gibi şikayetlerde genellikle görülür. Anne çok hareket etmek için kendini zorlamamalı, gün içinde küçük kısa şekerlemelerle enerji toplamalıdır. Bu yaşananların doğal olduğunu ve zamanla azalıp yok olacağını bilmelidir.

Bebeğin organ gelişiminin sürdüğü bu kritik haftalarda; sigara, alkol ve ilaçlardan uzak durulmalı. ilaç gerektiğinde gebenin hekimine  mutlaka danışması gereklidir. Toksoplazma mikrobunun getireceği risklerden uzak durmak için, çiğ et ürünleri tüketilmemeli ,çiğ ete dokunduktan sonra eller iyice yıkanmalı, özellikle evcil hayvanların dışkılarından uzak durulmalıdır.

 

 

  1. Gebelik Haftası

Embriyo 1.5-.7 cm  1 gr olmuştur ulaştı. Organ gelişiminin hızlandığı ve bundan sonra da böyle devam edeceği haftaya başladık. Burun ucu oluşur, göz kapakları  belirginleşir, alt çene ortaya çıkar. Yemek borusu nefes borusundan ayrılır. Yanında akciğerler yer alır. Yine, böbrek oluşumu başlar, kalp kapakçıkları belirginleşir. Kolların uzaması devam ederken  kıvrılmalar başlar, bunlar dirsek belirtileridir. Avuç içleri belirgin bir hal alır. Kollarda sinir iletimi başlar. Omurilik ise gelişimine devam eder.
bebeğin gelişimi ve gebelik kesesinin büyümesi ile birlikte rahim büyür ve şekil değişikliğine uğrar. Normali 50-60 gram ağırlığında ve “armut” şeklindeki bir rahim, giderek büyür, şekil değişikliklerine uğrar ve gebeliğin sonunda yaklaşık 20 kat büyüyerek bir kilo olur. Lohusalık sonunda da normal şekil ve büyüklüğüne  döner. Vücudumuzda bu kadar hızla büyüyüp tekrar eski haline dönen ikinci bir organımız yoktur.

Gebelik annenin göğüslerini de etkiler. İlk günlerdeki hassasiyet yavaş yavaş azalır ve hamilelik boyunca göğüsler 1 ya da 2 beden büyür. Daha büyük numaralı sütyen giyilmesi önerilmeli ,anne adayı rahat ve pamuklu iç çamaşırları giymeye özen göstermelidir.

Gebelik süresinde bazen rahim ve kasıklarda düzensiz kramp tarzında ağrılar olabilir. Bu hem rahimdeki büyüme, hem de hormonların etkisi ile ortaya çıkar. Yine erken gebelik haftalarından başlayarak tükrük salgısında, kıllanmada artış, cildin yağlanması ve sivilceler oluşması gibi gebeliğe özgü değişiklikler görülebilir.

Bulantılar ve bazen kusmalar devam etmektedir. Bu haftada mide ekşimesi ve hazımsızlık şikayetleri görülmeye başlayabilir. Meyve, sebze gibi lifli gıdalar yenmesi, yemekten sonra baş-göğüs bölümü yukarıda dinlenilmesi, geceleri yatmadan yemek yenmemesi şikayetlerin azalmasına yardımcı olabilir.

Anne hiç yiyemiyor ise idrar tahlilinde aseton veya keton cisimleri bakılmalı, bulunur ise damardan beslenmesi gerekir.

Diğer yandan, psikolojik olarak anne olmayı benimsemek gebeyi rahatlatır.

Bebek için önemli bir dönemin sonuna doğru yaklaşılmaktadır. Bu haftadan itibaren ‘embriyo’ dediğimiz bebek bu haftanın sonunda ‘fetus’ olarak adlandırılır.

 

  1. Gebelik Haftası“fetus” büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Boyu 2,2-2,4 cm ağırlığı yaklaşık 2 gr a ulaştı. Daha önceki haftalarda anne tarafından fasulye tanesine benzetilen bebek kafası, gövdesi, kolları ve bacakları ile küçük insan görüntüsündedir.  Bebeğin başı toplam vücudunun yarısı kadardır. Bebek hareket etmeye başlar. Duyu organları; burun delikleri, koku sinirleri, retina, göz kapakları, kulak kepçesi oluşuyor. El, dirsekler ve meme uçları belirginleşiyor. Böbrek ve bağırsak oluşumunu tamamlanmasıyla ilk idrar bu hafta çıkmaya başlıyor. Cinsiyet farklılaşması başlamıştır ama erkek bebeklerin testisleri daha karın içinde olduklarından cinsiyet ayrımları bu haftada ultrason ile yapılamaz.

Görünüşte gebenin karnı hala büyümemiştir. Duygusal açıdan ise biraz hassas bir ruh hali içerisinde olabilir. Sinirlilik ve alınganlık görülebilir. Gebelik hormonlarının etkisi ile bazen ağlar. Eşin özellikle bu dönemde gebelik ve lohusalık boyunca destek ve anlayışı çok önemli.

Anne adayında sık sık idrara çıkma, kasıklarında ağrı şikayetleri eklenebilir. Rahim hızla büyüyerek komşusu idrar torbasına baskı yapmaya başlar. Ve kapasite azalması ile anne adayı bu haftada sık sık idrara çıkma ihtiyacı duyar. Uterusu(rahim) karın içinde tutan bağlar (rahmi karın duvarlarına bağlarlar) rahim kadar hızlı büyüyemez ve bu bağların içinden geçen sinirler gerilerek anne adayında kasık ağrılarına yol açabilir. Genellikle korkulacak bir durum yoktur ancak ağrı şiddeti artarsa veya ağrıya kanama eklenirse doktora başvurulmalıdır.

Hazımsızlık ve mide yanmaları anne adayını rahatsız edebilir. Az az sık sık yemeye özen gösterilmeli. Zorunlu hallerde antiasit, barsak motilitesini düzenleyici ve gaz giderici ilaçlar ile yardımcı olunabilir.

10.Gebelik Haftası

 

Bebeğin  organ gelişiminin tamamlandığı haftaya girdik. Boyu 3-3,2 cm ğırlığı 4 gr kadar olmuştur.

Dudaklar ve kalp  gelişimlerini tamamlar. Kafa dik durumda ve iç kulakta denge sağlayan kısımlar gelişir, gözler ise kapalı durumda . Göz kapakları kaynaşır, kapanır ve iris gelişme aşamasındadır.  Göz rengi belli olur. Dudakların ve kulak kepçesinin oluşması ile yüz artık iyice şekillenmiştir.
Üreme organları gelişir ,testis ya da over (yumurtalık) olarak farklılaşır. Gövdenin dışında gelişmiş olan barsaklar karın boşluğu içine doğru iyice girmeye başlar. Ancak bu çekilme 12. haftaya kadar devam eder.
Diz ve ayaklar belirginleşir. Ayak parmakları ve tırnakları bellidir. Kaslar da güçlenmeye başladı. Ayrıca artık tüm eklemleri gelişmiştir, hareket ediyor. Bu hareketler ancak ultrasonla görülebilir.

Bebeğin gelişim sürecinin en kritik dönemi tamamlandı ve artık hızlı bir büyüme devresine giriliyor. Bebeğin kafası uzunluğunun yarısına eşittir.  Bundan sonra vücudun geri kalanı bu büyüme hızına yetişecektir. Hamileliğin normal süresinin dörtte biri geride kalmıştır. 5. haftada baş-popo uzunluğu 5mm olan bebek şimdi 6,5 kat uzayarak 33mm’e ulaştı.

Gerekli durumlarda genetik hastalıkların tanısı için “Koriyonik villüs biyopsisi” bu haftalarda yapılmaktadır (10-11. haftalarda).
Karın henüz büyümese de gevşek ve bol giysiler ile rahat rahat giyinilmeli. Hamilelikte rahmin kanlanmasını arttırmak için hormonların değişimi ile kollar ve bacaklar olmak üzere genel olarak vücut damarlarında genişleme olur. Bu da tansiyonun düşmesine yol açar. Az az sıvı ve yemek ile bu haftalar geçiştirilmelidir.

Memelerde artan damarlanmaya bağlı oluşan hassasiyet yanında boyutlarında büyüme de belirgin hale gelmeye başlamıştır. Gebelik için tasarlanmış destekli sutyenlerin kullanımı şikayetlerin azalmasını sağlayabilir. Henüz hamile giysileri için erkendir. Birkaç bol elbise ile bu haftaları geçiştirilebilir.

 

Gebeler ne kadar sıklıkta muayene ve ultrasona girilmesi gerektiğini merak ederler. 12. haftaya kadar iki haftada bir daha sonra 30-32. haftalara kadar ayda bir ve sonra doğuma kadar yine iki haftada bir veya hekimin uygun gördüğü sıklıkta  olması normal gebelik için önerilir. Tanı için kullanılan ultrasonun bebeğe hiçbir zararı yoktur.

 

 

 

  1. Gebelik Haftası

Fetüs  4-4,2 cm ve yaklaşık 7 gr oldu.
Plasentası(eşi) ile anneden alışverişe başlayan bebeğin büyümesi sürüyor. Bütün yapılar ve organlar oluşmuş ve çalışmaya başlamıştır.
Tırnakları, göz kapakları ortaya çıkmış ve göz rengini belirleyecek olan “iris” oluşumu da başlamış durumda. Parmaklar ve topuklar ayrılır. Saç ve tıraklar büyümeye başlar.  Cinsiyet organları, uygun cinsiyet karakterlerine göre oluşmaya devam eder.Bir iki hafta içinde ultrason ile cinsiyet yorumu yapılabilir.
Böbrekler çalışmaya ve amniyo sıvısı birikmeye başlar. Bu sıvının çoğu sudan oluşur ve bebeğin rahim içinde hareketine,dış etkenlerden korunmasına ve rahat büyümesine yardımcı olur.
Bağırsak duvarlarındaki kaslar besinleri sindirmek için kasılmaya başlarlar.Bu haftalar sonunda gebeliğin en kritik dönemleri geçmiş olur. Çünkü ilk 3 ay “oluşum dönemi” olarak geçerken, sonraki 6 ay “gelişim dönemi” olarak anılıyor;  yani bebeğin ilk 3 ay sonunda oluşan tüm organları geriye kalan 6 aylık dönemde büyür.

  1. haftadan itibaren bebeğin organ gelişimi tamamlandığı için artık sağlıklı olup olmadığına dair testlerin zamanı gelmiştir. “Erken tarama, ikili test, renkli ultrason” denilen ve özellikle Mongolizm ”Down” sendromu riskini belirleyen tarama testi haftalarına girilmektedir. Ortalama 12. haftada yapılan tarama testi ile bebeğin burun kemiği ve ense kalınlığı değerlendirilir. Bebeğin ense kalınlığı, ultrasonografide bebeğin boynunun arka kısmında siyah renkli olarak görünen kısmı anlatmak için kullanılan bir terimdir. Başta down sendromu ve trizomi 18 gibi kromozom anomalileri ve kalp hastalıkları ile artmış ense kalınlığı arasında sıkı bir ilişki olduğu bir çok çalışma ile kanıtlanmıştır. Ayrıca böbrek ve akciğer hastalıklarında da ense kalınlığının artmış olacağı bilinmektedir.Bu muayenede genel olarak beden yapısına da bakılır. Kanda bazı maddeler(beta HCG’nin serbest kısmı (gebelik hormonunun kanda dolaşan serbest kısmı) ve PAPP-A (gebeliğe özgü protein A – pregnancy associated plasma protein A) ölçüldükten sonra bilgisayar programı ile annenin yaşına göre riskin artıp azalmadığına dair bilgi verilir. Ancak önemli olan bu testin tarama testi olduğunun bilinmesidir. Yani kesin tanı koydurmaz ve sadece risk bilgisi verir. Riskin arttığı durumda kesin tanı için koriyon villus biyopsisi(anne adayının karnına iğne batırmak yolu ile plasentadan parça alma işlemi) ya da amniyosentez (anne adayının karnına iğne batırmak yolu ile bebeğin içinde yüzdüğü sudan örnek alma işlemi) konuşulur. İnvaziv dediğimiz bu teşhis amaçlı testler ile gerçek ortaya çıkar ama bu testlerin bebeği kaybetme riski içerdiğini bilmeliyiz. Yukarıda yazdığım bu riskli  tanı testleri yerine günümüzde giderek artan biçimde kullanıma giren ve anne kanından bebeğin hücrelerini ayırarak mongolizm ve diğer hastalıkları belirleyen testler uygulanmaktadır ”fetal DNA screening testleri”. Yaklaşık üç hafta içinde % 100 e yakın sonuç veren bu testlerin bebeğe zararı yoktur. Giderek kullanımı artan bu testler ile bebeğe ek bir risk yüklenmeden tanı konulma şansı vardır.

Artık rahim yavaş yavaş karından hissedilebilir büyüklüğe gelmektedir. Büyüyen rahim pelvis kemiklerinin (leğen kemiği) arkasından karına doğru tam olarak yer değiştirmediği için annenin sık idrara çıkma yakınması devam edebilir.

Bulantılar tam olarak kesilmese de azalmaya başlamıştır. İştah da düzelmektedir.

Hamilelikte sık rastlanan ve son haftalarda zorlayıcı olabilen bel ağrılarından korunmak için şimdiden tedbir alınmalı. Adaleleri kuvvetlendirmek için hafif yürüyüşler ve yüzme önerilir. Baba adayının da bu aktivasyonlara katılması çok iyi olur.

 

  1. Gebelik Haftası

Fetüsün boyu 5,2-5,6 cm, ağırlığı 12-16 gr kadar olmuştur.Bu hafta gebelik muayenesinin en önemli haftası sayılabilir. Erken tarama, bebeğin iyilik halinin ilk olarak ayrıntılı değerlendirildiği ve ilgili testlerin istenildiği haftadır.Düşük riski giderek azalmakta ve gebeliğin sonuna kadar devam etme şansı artmaktadır.
Bebek hızla büyümektedir. Yüzü oluşmuş, dişlerinin yeri belli olmuş bağırsaklar karın içerisine yerleşmiş ve sindirim hareketleri başlamıştır. Ses telleri şekillenmeye başlamıştır. Karaciğeri çalışmaya başlar. Karaciğer kanın temizlenmesi, besinlerin depolanması ve büyüme için gerekli maddelerin temin edilmesini sağlar. Pankreas insülin üretmeye başlar. Santral sistemi biraz daha olgunlaşmıştır. Cinsel organların gelişimi iyice tamamlanmaya yakın olsa da erkek bebeklerin testisleri hala karın içinde olduklarından cinsiyeti söylemek hala zordur.

Ortalama 12. haftada yapılan tarama testi ile bebeğin burun kemiği ve ense kalınlığı değerlendirilir. Bebeğin ense kalınlığı, ultrasonografide bebeğin boynunun arka kısmında koyu renkli olarak görünen kısmı anlatmak için kullanılan bir terimdir. Başta down sendromu ve trizomi 18 gibi kromozom anomalileri ile artmış ense kalınlığı arasında sıkı bir ilişki olduğu bir çok çalışma ile kanıtlanmıştır. Bunun yanında bebeğin sahip olduğu bir takım kalp, böbrek ve akciğer hastalıklarında da ense kalınlığının artmış olacağı bilinmektedir. Ense kalınlığının uygun ölçümün yapılabilmesi için bebeğin uygun pozisyonda olması, gelişiminin 11 hafta ile 13 hafta 6 gün arasında olması ve de baş-popo mesafesi 45-84 mm arasında olması gerekmektedir. Ya da anne kanından fetal DNA ile tanı koyulan testler uygulanılarak genetik problem araştırılır.
Artık anne adayları kendilerini çok daha iyi hissetmektedirler. Sabah bulantıları ve kusmalar kesilmiştir. Rahim artık karın içine doğru büyüdüğü için sık idrara çıkma yakınmaları da ortadan kaybolmuştur. Diş eti kanamaları görülebilir. Bunun gebelik nedeniyle diş etlerinde hassasiyetin artması sonucunda olduğu bilinmektedir. Normalde kullanılandan daha yumuşak uçlu diş fırçalarının kullanılmaya başlaması, şikayetin azalmasına yardımcı olur.Yine bilinmesi gereken gebeliğin her döneminde her türlü diş tedavisinin yapılabileceğidir. Dişin röntgeni çekilebilir anestezi uygulanabilir. Dişe civalı dolgu yapılmamalıdır. Antibiyotik için doğum hekiminin fikri alınmalıdır.

Bu haftaya kadar saç boyanmasına izin verilmezken artık özellikle bitkisel kökenli boyalar ile saç boyanabilir.

 

Hormonal değişikliklere bağlı olarak annenin saçında ve cildinde değişiklikler olabilir. Bazı anne adayları ciltlerinin hamilelikte gerginleştiğini ve adeta güzelleştiğini görürken, bazıları sivilcelerden yakınırlar. Saçlar çoğunlukla hızlı uzar ama hamilelik döneminde saç dökünmesinden de yakınma mümkündür. Doğum sonrası bu sorunlar geçecektir.Karın büyümeye ve bedenin ağırlık merkezi öne kaymaya başlar. Ayakkabı seçiminde yüksek topuk olmayan ,rahat ve ortopedik olanlar tercih edilmelidir.

 

  1. Gebelik Haftası

Fetüs her özelliği ile küçük insandır. Başın gövdesine oranı daha fazladır. Boyu 7,2-7,6 cm’e kilosu 22-24 gr’a ulaşmıştır.Gebeliğin  ilk üç ayı bitecek. Tıbbi olarak ilk trimester (üç ay) olarak adlandırılan dönemi, yani gebeliğin üçte birinin geçirilmiş olduğu organ oluşumunun tamamlandığı ve artık gelişimlerinin süreceği  ikinci ve üçüncü trimesterler( üç aylar) başlamıştır. Yüz normal şekline kavuşmuş, karaciğer safra yapımına başlamış ve böbreklerin çalışmasıyla birlikte mesanede idrar birikimi gerçekleşmektedir. Sinir hücrelerinin hızla çoğalmasıyla refleksleri, dışarıdan gelen uyarılara yanıt verebilecektir.  Bebeğin boynu uzar  ve çene göğüs üzerinde yerleşimini bitirir. Elleri daha fonksiyonel olmaya başlar .  Bu haftadan sonra tüm besinler plasentadan alınmaya başlar.Annenin zaman zaman karın ve bazen da sağ kasık ağrısı olabilir. Bu ağrılar büyümekte olan rahmi yerinde tutan bağların ve özellikle de “ligamentum rotundum (yuvarlak bağ)” un  gerilmesinden kaynaklanır. Kısa süre sonra uyum dönemi tamamlanıp çoğunlukla ağrılar azalıp kaybolacaktır.
Bu haftada erken gebeliğin yarattığı şikayetler hemen hemen hiç kalmamıştır. Hafif baş ağrıları olabilmektedir. Genellikle ilaç kullanmaya gerek olmadan istirahat etmek bu baş ağrılarının geçmesi için yeterlidir. Karın yavaş yavaş büyür.

Gebelikte oluşan değişikliklere bağlı olarak sık sık vajinal mantar enfeksiyonu  oluşabilir. Vajende bulunan yararlı bakterilerin (laktobasiller) sayılarının artması ile glikojen denen bir şekerden asit üretimi artar. Ve böylece vajenin asidik özelliği artar. Bu asit derecesi korkacağınız düzeylerde değil, sadece hassas ölçümlerle anlaşılan düzeylerdedir ancak zararlı mikropların çoğalmasını engelleyecek kadar da etkilidir. Bu asidik ortamın tek olumsuz yanı, mantar enfeksiyonlarına eğilimi arttırmasıdır. O nedenle beyaz renkli, kaşıntının eşlik ettiği akıntı farkedildiğinde doğum doktoruna başvurmak doğru olacaktır. Bu haftanın başı itibari ile düşük yapma ihtimali ciddi derecede azalmıştır.

Artık herhangi bir demir ilacı başlanılmalı ve emzirme dönemi sonuna kadar kullanılmalıdır. Bir yandan artan gereksinim bir yandan da anne kanının sıvı bölümünün göreceli daha artması ile gebelikte kansızlık belirtilerine karşı demir mutlaka verilmelidir. Çünkü besinler ile gebelikteki demir ihtiyacı karşılanamaz.

 

  1. Gebelik Haftası

Bebek artık minyatür bir insan görünümündedir. 8.5-8.9 cm ve 30 gr olmuştur. Tiroid bezi olgunlaşır ve hormon üretmeye başlar.  Erkek cinsiyeti olan bebeklerde prostat bezi gelişir. Kızlarda ise yumurtalıklar karından pelvise (kalça içine) doğru hareket ederler.  Emme refleksi başlamıştır. Fetüsün kemikleri sertleşir.
Bebeğin cildi hala şeffaf görünümdedir.  Lanugo denilen ipeksi tüyler oluşur ve bebeğin vücudunu sarar. Lanugo 26. haftasya kadar büyümeye devam eder.  Genellikle doğuma kadar bir örtüdür. Amacı bebeğin hassas cildini içinde bulunduğu sıvıdan korumaktır. Parmak izi belirmeye başlamıştır. Fetüs amniyos sıvısı içerisinde akciğerlerinden nefes alıp verme egzersizlerine de başlamıştır. Bu sıvı yaklaşık üç saatte bir yenilenmektedir. Bebeğin rahat hareketi, büyümesi dış etkenlerden korunması için oluşmuş bir ortamdır.

Ultrason ile bebeğin cinsiyeti bu haftalarda görülebilir.

 

Anne aday artık  gebeliğin en rahat dönemi yani ikinci üç ayına başlamıştır. Gebeliğin başından beri devam eden bulantı, aşerme gibi belirtiler kaybolur. İştah düzelmiştir. Bunların sonucunda önceki haftalarda birkaç kilo kaybetmiş olabilen anne adayının kilo artışı belirginleşir.

Ancak anne artık beslenmesine dikkat etmeli gebeliğe uygun olarak “yeterli ve dengeli” beslenmelidir. Ayrıca uyku düzeninin de düzelmesi ile kendisini devamlı yorgun ve uykusuz hisseden anne adayı artık daha daha enerjiktir. Günlük hayatına ve işlerine daha rahat uyum sağlar. Özgüveni yerine gelir ve örneğin cinsellikle ilgili isteksizlik ortadan kalkar. Normal gebeliğin son aylarına kadar cinsellikle ilgili bir yasaklama söz konusu değildir. Bazen bel ağrıları hissedilebilir. Rahimin büyümesi ve hormon etkisi ile oluşan değişikliklere bağlı olarak kabızlık belirginleşir. Lifli besinlere ağırlık verilmelidir. Bol su tüketilmeli, kafeinli içeceklerden kaçınılmalıdır (kahve, kola gibi) bunlar şikayetin azalmasına yardımcı olur. Bu önlemlere rağmen kabızlık ciddi bir sıkıntı haline gelirse doktor tavsiyesi ile bir ilaçl kullanılabilir.Anne de “progesteron hormonu”nun etkisiyle tansiyonda düşmeler ve yorgunluk hissi olabilir. Bu durumda istirahat edilmesi uygundur.

 

  1. Gebelik Haftası

Artık 10 cm ve  70 gr ağırlığa ulaşmış ve hızla büyümekte olan bebeğin
ultrason ölçümlerinde baş popo mesafesi yerine karın çevresi, üst bacak kemiği yani uyluk kemiği,şakaklar arası mesafe ve baş çevresi ölçülerek gelişimi değerlendirilir. Pozisyonu uygun bebeklerin cinsiyeti görülebilir. Ölçümler o gebelik haftası değerleri  ile yaklaşık uyumlu çıkar. Her bir ölçümün alt ve üst sınırı vardır ve bu sınırların dışında yer almadıkça bu “farklılık” önemli değildir. Ultrason sırasında bebeğin kafasını dik tuttuğu, hareket ettiği kolaylıkla gözlenebilir. Fetüs bükülür, döner, tutunur, gözlerini kısar, kaşlarını çatar, hatta parmağını emer. Küçük insanın bacakları gelişir ve kollardan daha uzun olmaya başlar ve artık bu haftada vücut kafasından daha uzundur. El ve ayak tırnakları uzar. Cildi çok incedir ve ince kan damarları görülebilir. “Lanugo” adı verilen yumuşak ipeksi tüyleri cildini kaplar. Orta kulakta yer alan üç küçük kemik sertleşmeye başlar. Bebeğin beynindeki işitme merkezi gelişimini daha tamamlamamıştır ancak işitme duyusu gelişim sürecine girmiştir. Artık yavaş yavaş bebekle konuşulup müzik dinletilebilir.
Kaşlar uzamaya başlar, kafatasında saçlar filizlenir. Doğum sonrası bu saçların şekli ve rengi değişecektir.

Uterusun leğen kemiği üzerine çıkması ile karın iyice belirginleşmiştir. Anne elini karnına koyduğunda yuvarlak bir top gibi rahmini hissedebilir. Karın büyüklüğü her gebede eşit değildir. Önemli olan karnın büyüklüğü değil, rahmin içerisindeki bebeğin boyutlarıdır. Özellikle daha önce doğum yapmış annelerin karın kasları normalden daha gevşek olduğu için, karın boyutları daha büyük olabilir. Gebenin göğsünden “kolostrum” denilen sütün ilk hali gelebilir.

Mide yanmaları rahim büyümesi ile daha artabilir.

Uterusun büyümesi ile karın cildinin gerilmesi ve gebelik hormonlarının etkileri ile ciltte çatlak olacak mı, engellenebilir mi sorusu hemen her gebenin aklına gelir. Bu iki faktörün birleşmesi ile cilde esnekliğini veren kollajen liflerde ayrışmalar ve dolayısı ile deride çatlaklar izlenir. En sık karın bölgesinde görülürler. Fakat kalçalarda ve uyluk bölgesinde de oluşabilirler. Sıklıkla uzunlamasına ve deride ağrısız hafif çöküntüler şeklinde gözlenirler.

Deride oluşan çatlakların oluşmasında en belirleyici faktör ailesel özelliklerdir . Yani gebenin annesinde , kız kardeşlerinde hamilelik çatlağı bulunuyorsa, kendisinde de muhtemelen oluşacaktır. Şu ana kadar çatlakların oluşumunu tam engelleyen veya yok eden bir ilaç, kozmetik ürün veya bir yöntem bilimsel olarak bulunmamıştır. Hamileliğin erken dönemlerinde uygulanacak bazı önlemlerin oluşabilecek çatlakları azaltabilir. Bu önlemlerin başında ikinci trimester yani 14. gebelik haftasından itibaren başlamak koşuluyla cildin düzenli olarak bebek yağı, badem yağı gibi nemlendiriciler ile nemlendirilmesi gelmektedir. Aynı amaçla piyasada kullanılabilecek pek çok kozmetik ürün bulunmaktadır. Anne adayları bu kozmetik ürünleri doktorlarına danışarak kullanabilirler. Cildin nemini korumaya yardım edecek bir diğer önlem ise yeterli su alımı ile dengeli beslenmektir. Gebe bu haftalardan itibaren rahat gebelik elbiselerini giymeye başlamalıdır.

 

  1. Gebelik Haftası

Fetus 11.6 cm uzunluğa ve 100 gr. ağırlığa ulaştı. Bütün organları büyümeye devam etmektedir. Deri altında yağ katmanı oluşmaya başlamıştır.  Bebek ve plasenta aynı boyutlardadır. Kafası ve boynu uzamaya başladı. Bu haftada daha yüksek bir isabetle cinsiyeti ultrason ile görülebilir.  Kalbi atışları erişkin insanın kalp atışlarının iki misli kadar atar. Sinir lifleri onlara özelliklerini veren “myelin” ismindeki madde ile kaplanmaya başlar. Bebeğin emme, yutma, esneme gibi refleks hareketleri görülebilir. Hıçkırabilir. Nefes hareketleri yapmaya başlamıştır. Barsaklarda “mekonyum” adı verilen dışkı birikmeye başladı. Bu dışkı benzeri yapı fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, dökülen hücreler ve sindirim sistemi salgılarından oluşmakta ve macun kıvamında koyu renkli bir yapıdadır.

Büyüyen bebek bu gebelik haftasından itibaren ultrasona sığmayacağı için bebeğin yapısal değerlendirmesinde belli organları ve yapılarının ölçümleri kullanılır. Bebeğin uyluk kemiği (FL),karın çevresi ( AC) ve kafa çapı BPD ölçümlerine bakılarak kilosu ortalama olarak otomatikman hesaplanabilir.  Ancak bebeğin boyu için tahmini hesap yapılabilir. Örneğin 5. aya kadar o ayın karesi sonraki aylar ayın beş ile çarpımı ya da uyluk kemiğinin yedi ile çarpımı yapılarak bebeğin boyu tahmin edilebilir.

Anne adayının derisinde gebelik hormonlarına bağlı olarak pigment üretici hücrelerin aktivasyon artışına bağlı olarak  lekelenmeler ortaya çıkar. Çoğunlukla geçici bu lekeler açısından . Anne  cildini güneşten korumalıdır. Beyaz tenli anne adaylarında daha sık olmakla birlikte artan östrojen ve kan dolaşımı nedeni ile anne adayının vücudunun çeşitli yerlerinde (yüz, boyun, kollar, göğüsler en sık) ince damarlanmalar görülebilir (spider anjiomalar). Bunların çoğu gebelik sonrası kaybolacaktır. Ancak sayılarının çok olması durumunda doktora başvurulması uygundur. Yine ödeme bağlı burunda tıkanıklık hissi olabilir, hatta burun kanamaları gözlenebilir. Bu durumda da hekime başvurulmalıdır. Gebelik süresince olduğu gibi bu haftalarda da dengeli beslenmeye  dikkat edilmeli ve kansızlık (anemi)  için de demir içeren ilaçlardan herhangi biri alınmalıdır.

 

İlk üç ayda anneler istedikleri pozisyonda yatabilirler. Ancak özellikle karnın belirginleşmeye başladığı, bebeğin ve rahmin ağırlık artışının belirgin olduğu bu haftalardan itibaren artık anne adayının yan yatması önerilir. Bunun nedeni sırtüstü yatışlarda ağırlaşan bebek ve rahim vena cava inferior dediğimiz ana toplardamara baskı yapmasıdır. Bu damar vücudun alt yarısı ve bacaklardan topladığı kanı kalbe taşımaktadır. Baskı sonucu kalbe dönen kan azalacak ve vücutta dolaşan kan miktarı da azalacaktır. Sonucunda annede çarpıntı, tansiyon düşüklüğü, özellikle bebeğin iyice büyüdüğü ileri haftalarda bebeğe gidecek kan da azalacağından bebekte “fetal stres” sıkıntı durumu gözlenebilir.

Yan yatışlardan özellikle sol yan yatış önerilir. Çünkü karaciğer sağ taraftadır. Sağ yan yatışta anne adayı bu nedenle hafif de olsa ağrı hissedebilir. Ağrıya neden olacağı ve bebeğe baskı yapabileceği düşünülerek yüzüstü yatış da önerilmez. Zaten karnın iyice belirginleştiği dönemlerde yüzüstü yatış mümkün olmayacaktır.

Bebeğin iyilik halinin araştırılmasında bu haftalarda(16-18.hafta arası) 12. haftada olduğu gibi tarama testleri kullanılır. Önceleri  daha çok üçlü test kullanılmaktayken (üçlü testte anne adayından alınan kanda üç ayrı hormon ölçümü yapılır (hCG (human chorionic gonadotropin) hormonu, AFP (alfa fetoprotein) hormonu ve uE3 (konjuge olmayan estriol) ) . Hormon ölçüm sonuçları, anne adayının yaşı, kilosu, sigara kullanıp kullanmadığı gibi değişkenler ve gebelik haftasıyla birlikte özel bir bilgisayar programına girilerek işleme tabi tutulur. Bu işlem neticesinde anne adayının bebeğinde Trisomi 21 (Down sendromu:mongolizm), Trisomi 18 ve nöral tüp defekti (NTD) varolma olasılığı belirlenir. Hazırlanan üçlü test raporunda bu üç anormal durum için risk ayrı ayrı belirtilir.

Günümüzde daha hassas olduğu için aynı hastalıkların taramasında;

Dörtlü test ( Gebeliğin 14-20 haftaları arasında alfafetoprotein, hCG (total veya free), estriol ve inhibibn-A bakılır). Veya Entegre test (Birinci trimesterde ense kalınlığı ve PAPP-A, ikinci trimesterde ise quadruple testin kombine edilmesi ile yapılan testtir). Yapılmaktadır.

Unutulmaması gereken en önemli nokta bu testlerin tanı koymadığı yanlızca tarama yaptığıdır. Yani bu testlerde sorun olduğunda bebek illa hasta olacak anlamına gelmez.

  1. haftada test yapılmış ise 16. haftada ki testlerin yapılmasına genellikle ihtiyaç duyulmaz. Çünkü 12. haftada yapılan test daha hassastır.

 

 

 

 

 

 

 

  1. Gebelik Haftası

 

Bebek  yaklaşık olarak 13 cm ve 140 gr olmuştur. Fetüsün kalp atışı anne ve aileye dinletilir. Bebeğinin kalp sesini dinleyen annenin bir yandan kaygıları azalır bir yandan da  bebeğe sevgisi pekişir.

Bebek insan görünümündedir. Kafasını dik tutabilir. Bedeni ve eklemleri başa göre daha uzundur. Parmaklarında ve topuklarında kıvrımlar oluşur.  Gözleri ileriye bakmakta ve hala yarı kapalı durumdadır. İskelet kıkırdaktan kemiğe dönüşür. Kemikler doğumda da doğumun kolay olabilmesi için esnek kalır. Anne adayı bebeğin iskelet, kas ve diş gelişimi için bol miktarda kalsiyumdan zengin beslenmeli örn: süt, yoğurt, veya peynir tüketmelidir. Erkek bebeğin prostatı oluşmaya devam eder. Barsaklarında mekonyum birikir. “Mekonyum”  sindirim atıkları ve yutulan amniyos mayisini içeren bir maddedir. Bu yeşilimtrak-kahverengi renkteki yağlı madde fetüsün ilk dışkısıdır. Aksi bir durum olmadıkça bebeğin sıkıntısı oluşmadıkça bebek dışkısını doğumdan sonraya kadar yapmadan barsaklarında biriktirir. Cilt altı yağlar artmıştır. Göbek kordonu kalınlaşmaktadır.  Kordon, büyümesi devam eden bebeğinizin her türlü ihtiyacını anneden karşılar.

Fetüs nefes almayı öğrenmek için  amniyon sıvısını akciğerlerine almakta ve geri vermektedir. Kalp hızı 120 ile 180 arasındadır. Yani, yetişkin bir insanın ortalama bir buçuk-iki kat daha fazlasıdır.

Bu haftada da bebeğin iyilik hali ile ilgili risk oranını belirlemek için dörtlü test, entegre test ya da üçlü test yaptırılabilir. Bebekte trizomi 21 (down sendromu), trizomi 18 ve nöral tüp defekti (bebeğin omuriliğinde açıklık) bulunma riskleri hesaplanır. Bu tetkiklerde yazdığımız hastalıklardan herhangi biri için yüksek riskli değer çıkması durumunda, doktorun önerisi ve annenin ve eşinin kararı ile, bir iğne yardımı ile bebeğin yüzdüğü sudan örnek alınarak araştırma yapılır. Bu işleme amniosentez denilir: Amniyosentez annenin karın bölgesinden rahim duvarını geçecek şekilde iğne ile bebeğin içerisinde yüzdüğü sıvıdan (amniyos sıvısı) örnek alma işlemidir. Fetüsün zarar görme riskini en aza indirmek için işlem ultrason eşliğinde bu işte uzmanlaşmış bir doktor(perinatolog) tarafından yapılır. Amaç amniyos sıvısı içine dökülmüş olan bebek hücrelerinin toplanması, bu hücrelerin sayısının laboratuar ortamında arttırılması ve kromozom yapısının incelenmesidir. Böylece bebeğin herhangi bir kromozom kusuruna sahip olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Sonuç 20-30 gün içinde çıkmaktadır. İşlem en uygun dönem olarak16.-18. haftalar arasında uygulanır.

35 yaşından büyük anne adaylarına (kromozom anomalili bebek doğurma ihtimalleri yüksektir), ultrasonda bebekte yapısal bir özür belirlendiğinde, tarama testlerinde yüksek risk saptanması durumunda, daha önce anomalili bebek doğurma hikayesi bulunması durumunda önerilir.

Ancak amniyosentez işleminde yaklaşık 300’de 1 düşük riski vardır. Bunun yerine anne kanından bebek hücreleri bulunarak yapılan testler de uygulanabilir ki bu testlerde bebek için risk yoktur.

 

 

 

Rahim göbek deliğinin 4-5 cm altına kadar ulaşmıştır. Böylece bel kalınlaşmıştır. Bebek ve rahim büyüdükçe her iki kasıkta  rahimle ve leğen duvarı ile bağlı olan bağların genişlemesine bağlı olarak özellikle sağ kasıkta ve karında sancı olabilir. Ancak sancılar şiddetli, uzun sürerse ve periyodik olarak gelip geçerse tereddüt etmeden doktor aranmalıdır. Gebe geniş ve rahat kıyafetler giymelidir. Annenin özellikle yüz bölgesinde açık kahverengi noktalanmalar şeklinde lekeler gözlenebilir. Gebelik sürecinde yüzde gebelik maskesi (kloasma)oluşabilir. Güneşten korunma şikayetin artmasını önlenebilir. Yüzdeki bu lekelenmeler doğum sonrası tamamen kaybolacaktır. Anne gebeliğin en rahat dönemlerindedir.

Bütün gebelik boyunca olduğu gibi bu dönemde de kanama olmaması gerekir. Gebelikte kanama çok ciddi bir belirtidir beklemeksizin hekime başvurulmalıdır.

 

 

  1. Gebelik Haftası

Bebek büyümeye devam ediyor. Boyu 14-14,4 cm ağırlığı 180-200 gr olmuştur. İskeleti bu haftada yavaş yavaş sertleşmeye başlar. Sinirlerinin izolasyonu için çevresi “myelin” adı verilen doku ile sarılır. Kafası gövdeden daha geniş bir çapa sahiptir. Gebelik boyunca bu durum aynıdır. Akciğerlerindeki küçük hava kesecikleri “alveol” olarak bilinir ve   oluşmaya başlar. Doğum anına kadar alveoller hava ile değil su ile doludur. Erkek fetusta prostat neredeyse tamamen gelişimini tamamlamışken, kız bebeklerde yumurtalıklarda ilk yumurta hücreleri gelişmeye başlamış, uterus normal şeklini almıştır. Ses telleri oluşur. Bebeğin kalbi ultrason ile çok iyi değerlendirilerek bütün yapısı ayrıntılı görülebilir. Kalp atış hızı normal erişkin bir bireyin neredeyse iki katıdır (120-140/dakika) ve kendi vücuduna günde yaklaşık 25 litre kan pompalamaktadır.
Verniks ve lanugo bebeğin cildini amnios içinde geçireceği haftalarda korumak üzere fazlalaşır. Bebeğin eşi yani plasenta büyümeye ve bebeği beslemeye devam eder.

Bu hafta fetusta tarama testlerinde risk artışı olduğunda ya da diğer endikasyonlar için gerekli ise amniosentez için uygun haftadır.

Doğum yapmış anneler bu haftada bebek hareketlerinin fark edebilir. İlk hamileliği olan anne adaylarının ise 20. haftada bebek hareketlerini hissederler.

Annenin kan hacmi artmıştır, ancak progesteron hormonu etkisi ile de damar duvarlarındaki düz kaslarında gevşeme belirginleşmiştir. Bu yüzden özellikle ikinci üç aylık dönemde  (13.-27. haftalar arası) tansiyon ölçümlerinde özellikle diyastolik (küçük tansiyon) tansiyon normale göre düşük kaydedilir. Artmış kan hacmi nedeni ile kalbin iş yükü de arttığı için  ani beden duruş değişikliklerinde (yatar pozisyondan aniden oturur pozisyona geçmek, oturur pozisyondan aniden ayağa kalkmak gibi) kalbin vereceği yanıt gecikebilir. Ani tansiyon düşüklüğü nedeni ile baş dönmesi ve baygınlık hissi yaşayabilir yani ortostatik hipotansiyon ortaya çıkar. Bu durumda yatarak ayakları yüksek bir yere uzatıp istirahat adilmelidir. Bu şikayetler sık oluyorsa ilgili branş ile konsulte edilmelidir. Anne karnı büyüdükçe ağırlık merkezi öne kayar. Karın büyüdükçe uyku sorunu olabilir. İdrar ihtiyacı da uykuyu böler .

 

 

 

  1. Gebelik Haftası

Fetusun baş- popo mesafesi 150 mm’ ye, ağırlığı ise 230-250 gram’a ulaşmıştır. Bu dönemde bebek dışarıdan gelen sesleri hissedebilir. Myelin tabakası: Bebeğinizin sinir hücrelerinin üzeri, “myelin” adı verilen  madde ile kaplanır, bu madde sinirleri korur. Kafatasının saçlar görülebilir.  Bebeğin damak yapısı ve diş taslakları oluşmaktadır.  Süt dişleri tomurcuklanır. Bir  kaç günde kalıcı dişlerin  tomurcukları süt dişlerinin arkasında oluşmaya başlar.  Uterus gelişir.  uterus, vajina ve tüpler yerlerine oturur. Erkek fetusta ise genital organları rahatlıkla seçilebilir hale gelmiştir. Verniks örtüsü bedenini örter, krem tarzında koruyucu maddedir . Verniksin  amacı bebeğinizin cildini sürekli olarak maruz kaldığı sıvı ortamdan  korumaktır.
Bebeğin  uyku ve uyanıklık pozisyonları yeni doğanla aynıdır. Uyumak için uygun pozisyonu vardır ve dinlendiği zamanlar görülebilir. Ultrason ile parmak sayılarına kadar ayrıntılı olarak bebek görülebilir.

Annenin karnı göbek deliğinin 1-2 cm altına kadar büyümüştür. Büyüyen rahim mideye baskı yapabilir. Gebelik hormonunun mide boşalma zamanını uzatması da eklenince özellikle yemeğin fazla kaçırıldığı zamanlarda ve gece geç saatte yemek yiyip yatıldığında ağıza acı su geldiği hissedilebilir . Reflü dediğimiz bu şikayeti azaltmanın yolu öğün sayısını arttırıp yemek miktarını azaltmak, gece yatmadan yemek yememek, uyku sırasında gövdenin üst yarısını hafif yükseltmektir. Bu önlemlere rağmen şikayetler azalmaz ise doktor tavsiyesi ile ilaç kullanılabilinir.

 

  1. Gebelik Haftası

Kırk haftalık gebeliğin yarısı geçilmiştir.  Bebek 25-26 cm ve 300gr. dır.
Artık hızlı büyüme dönemi bitmiştir,  bu dönemde göreceli olarak bebeğinizin büyümesi azalsa da giderek kilosu artacaktır.

Beyin gelişir ve beynin ilgili bölümlerinde tad alma, koku alma, duyma ve görme sinirleri oluşur. Göz kapakları ara ara açılır, bebek göz kırpmaya başlar.

Fetüs özellikle yüksek seslere karşı tepki vermeye başlar, mesela müzik sesini, annenin sesini duyabilir. Bebeğe müzik dinletmek, onunla konuşmak çok yararlı.
Kalbi güçlenerek büyür. Anneden bağışıklık hücreleri plasenta yolu ile bebeğe geçer. Bu hücreler onu doğumdan sonraki 6 aya kadar korur.Bacakları orantılı görünüme kavuşur. Kasların gelişimi  ile bebek oynamaları daha güçlü olacaktır.
Kız bebekte yumurtalıklar ve rahim gelişmesini sürdürür, yumurtalıklarda yaklaşık olarak 6 milyon yumurta bulunur. Yalnızca bir milyonu doğumda kalırken diğerleri kaybolacaktır.

Rahim tam göbek deliği seviyesine ulaşmıştır. Annenin karnının orta hattında kahverengi bir çizgi belirebilir. Buna linea nigra denir, doğum sonrası geçecektir.

Göbek çukuru rahmin basısı nedeni ile silinmeye başlar. Annenin bebeğin oynamasını hissetmesi ilk gebeliklerde 20-21. haftaları bulabilir. Daha sonraki gebeliklerde ise 16-18. haftalar arasında olabilir. Bebeğin uyku periyotları 20 dakika ile 2 saat arasında değişebilir. Uyku sırasında bebek hareketleri belirgin olarak azalır. Uyku uyanıklık durumuna göre bebek genellikle saatte 10’dan fazla hareket yapar. Ancak bunlardan sadece yeterince güçlü olanları anne tarafından hissedilebilir. İlk hamileliklerde nadiren de olsa hareketlerin hissedilmesi 22. gebelik haftasına kadar gecikebilir.

Büyüyen rahmin karında yaptığı gerilme sonucu karın cildinde kaşıntı hissi ortaya çıkabilir. Cilt nemlendiricileri ile masaj yapmak, bol su içme şikayetin azalmasına yardımcı olabilir.

20-22. haftalar arasında bebeğin organ yapısı ve gelişiminin ayrıntılı olarak değerlendirildiği ultrasonografi ile muayenesi yaptırılmalıdır. Bu tetkiki tercihen riskli gebelikle ilgilenen hekimin yapması uygun olur.

  1. Gebelik Haftası

Fetüs 26-27 cm ve 350-360 gram’a ulaşmıştır. Kalp büyümekte , kuvvetlenmekte ve giderek daha güçlü kasılmaktadır. Bebek sesleri daha net duymaktadır. Bebek seslere, konuşmalarımıza ve annenin yediklerine tepki verebilir.
Cilt altı yağ depolanması devam etmektedir, cildin şeffaflığı artık kaybolmaya başlamıştır. Kemikleri hızlı kalsiyum depolanması ile sertleşmeye başlamıştır. Bu nedenle annenin kalsiyum açısından zengin süt, yoğurt veya peynir gibi yiyecekler ile beslenmesi önemlidir. Bebeğin dili tamamen oluşmuştur.Kız bebek ise rahim ve vajinası oluşmuştur. Erkeklerden farklı olarak, kadınların sayılı yumurtaları vardır ve doğum öncesinde bu sayı 6 milyon iken doğumda bir milyona düşecektir.
Fetüsün yutkunmaları artar, amniyon sıvısını yutar içindeki bazı partikülleri bağırsaklarına gönderir, bu işlem sindirim sistemi için iyi bir alıştırmadır.
Uyku ve uyanma zamanları düzene girer. Bebeğin ” biyolojik iç saati” daha doğmadan önce dış dünyaya göre ayarlanmaktadır. Yemek saatleriniz, uyku alışkanlıklarınız, dışarıdaki ışık ve ses düzeyi bebeğinize sinyal olarak gidecektir.

Uterusun üst sınırı göbek deliğinin birkaç santim üzerine çıkar. Hızla büyümekte, onu tutan bağların gerilmesine bağlı olarak ta bu dönemde annenin kasık ağrılarında artış ortaya çıkar. Doktor kontrolleri sırasında bu ağrıların idrar yolu enfeksiyonundan ayrılmalıdır. İdrar tetkiki ve gerekirse idrar kültürü istenecektir. Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonları erken doğum eylemine neden olabilir, saptanması durumunda ciddiyetle tedavi edilmeleri önemlidir.

Gebeliğin her aşamasında olduğu gibi bu haftalarda da beslenmeye dikkat edilmeli yeterli ve dengeli beslenilmeli az az sık sık yenilmeli kansızlık için demir ilaçlarından alınmalıdır.

Anne adayı gün içinde bacaklarını dinlendirmeye özen göstermelidir, böylece oluşacak ödeme bağlı şişler azalacaktır.Tabii yemeklere ek tuz konulmamalı ve normal tuzunda yemekler yenilmelidir. Varis şikayetlerinden korunmak için uzun süre aynı pozisyonda oturmamaya ve fazla ayakta kalmamaya özen gösterilmelidir. Rahmin büyümesiyle birlikte vücudunuzun denge merkezi değişir. Bel ağrıları, kasık ağrıları hissedilebilir. Çok yüksek topuklu ayakkabılar giyilmemeli, ortopedik ve rahat ayakkabılar tercih edilmelidir. Ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Ağrıları normalden farklı seyrederse ve düzenli kasılmalar haline dönüşürse mutlaka doktoruna başvurmalıdır.

 

  1. hafta, bebeğin kalbi dahil tüm organlarının incelenmesi ve olası anormalliklerin saptanmasına yardımcı olan ayrıntılı ultrasonun yapılabileceği haftadır. Bu ultrason ile bebeğin kalbi, kalbinden çıkan damarları, sinir sistemi, böbrekleri, idrar torbası, karaciğeri, midesi, kolları, bacakları, parmakları, dudak yapısı (özellikle dudak, damak yarığı açısından), bebeği besleyen ana damarların akımları gibi ayrıntılı inceleme yapılır. Ayrıntılı ultrasoniçin uygun dönem 21.-24. haftalar arasıdır. Bu inceleme hem bebeğin hayatla bağdaşmayacak anomalilerinin hem de doğum sonrası acil müdahale gerektirecek problemlerinin saptanması açısından çok önemlidir. Bu inceleme sırasında bebekte kromozom anomalisi düşündürecek bir problem saptanırsa, anne adayına kordosentez (bebeğin göbek kordonuna iğne batırarak örnek alma) işlemi önerilebilir.

Kordosentez;

20 haftanın üstünde gebeliklerde bebekle ilgili bir araştırma zorunlu ise (kromozom analizi, enfeksiyon taraması, kan uyuşmazlığında bebeğin anemi düzeyinin belirlenmesi gibi) kullanılacak yöntemdir. Amniyosentezden daha hızlı sonuç alınır. İşlem amniyosentez gibi ultrason eşliğinde perinatologlar tarafından yapılır. Ultrason ile bebeğin göbek kordonunun olduğu yer belirlenir. Daha sonra özel bir iğne ile annenin cilt, ciltaltı ve rahim duvarı geçilerek göbek kordonuna ulaşılır. 2 ml fetal kan alınır ve incelemeye gönderilir. Bu işlem sonrası düşük riski amniyosentez işleminden biraz daha yüksektir. Merkezden merkeze değişmekle beraber yaklaşık 200’ de 1 düşük yapma ihtimali vardır.

 

 

 

  1. Gebelik Haftası

Bebekı 420-440 gram 28 cm  olmuştur. Organlar büyümekte ve olgunlaşmaktadır. Bebeğin karaciğeri alyuvarlar tarafından üretilen bilirubin maddesini yıkmaya başlar.  Erkek bebeklerde ilkel spermler oluşur ve testesteron üretmeye başlar.  Göz kapakları ve kaşları tamamen oluşmuştur. Tırnakları büyümeye devam eder. Artık tam bir minyatür insan modeli şeklindedir. Uyku uyanıklık periyotları biraz daha düzene girmiştir.

Fetal beyin hızlı gelişim süreci içindedir, annenin konuşmalarını daha iyi algılar. Hoşlandığınız müzikler bebeği keyiflendirebilir. Ancak klasik müzik onun için daha iyi olacaktır. Bebeğin ince sesleri daha iyi duyabilir.

Uterus ve içindeki bebeğin ağırlığının artması ile annenin toplardamarlarına yaptıkları baskı artmıştır. Bu yüzden özellikle yataktan yeni kalkılan sabah saatlerinde bacaklarda ve ayaklarda şişlikler gözlenebilir. Uzun süreli ayakta durmak şikayetleri arttırır. Hafif, kısa süreli yürüyüşler ve gün içinde ayakları kalça seviyesinin üzerine uzatmak bu şikayetlerin gerilemesine yardımcı olacaktır. Benzer nedenlerle anne adaylarının bir kısmında bacaklardaki varisler belirginleşmeye başlayabilir, makat bölgesindeki damarların da varisleşmesi ile hemoroid oluşumu izlenebilir. Hamilelik sırasında barsak hareketlerinin azalması nedeni ile sık görülen kabızlık şikayeti de hemoroid oluşumuna katkıda bulunur. Ağrı oluşturabileceği, gebelik ilerledikçe şiddetini arttırabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Gerekirse ilaç başlanabilir.

Gebeliğin başındaki bulantı ve iştahsızlıklar nedeni ile ilk üç ayda çoğunlukla 1-2 kilo alınırken  4. aydan itibaren ayda 1.5-2 kg artış normal olarak kabul edilir. Normal olarak gebelik boyunca 10-12 kilo alınması uygundur, ancak gebelik esnasında oluşan metabolik değişikliklere bağlı olarak 7-40 kilo kadar alınabilir.Alınan kilo patolojik bir nedenle değilse ( örn, ödem;vücutta su toplanması, preeklampsi, diyabet gibi..) çok problem olmaz, fazla kiloların doğum sonrasında zor verilmesi dışında…

Diğer yandan ağırlık merkezi öne kaydığı için beden duruşu değişmektedir. Annenin çok yüksek topuklar yerine ortopedik ayakkabılar tercih etmesi önerilir.

  1. Gebelik Haftası

Bebeğin bden yağları tam oluşmadığı için deri ince bir görünüme sahiptir. Orta kulakta yer alan kemikler sertleşir. Artık daha rahat duyabilir. Bebekle bol bol konuşulmalıdır, böylece annenin sesine alışacaktır. Gözler oluşmuştur. İriste pigmentler olmadığı için henüz göz rengi belirmemiştir. Pankreas gelişimi sürmekte ve hormon aktivasyonu başlamıştır. Özellikle insülin hormonu üretilmektedir. Bebeğin yaşayabilmesinin  ve dış ortama uyum sağlamasında en önemli aşaması akciğer gelişimidir. Bu haftada bebek akciğerlerinin doğumdan sonra oksijenle dolmasını sağlayacak sürfaktan denilen maddenin üretimi başlar.
Fetüs büyüdükçe hareketleri daha güçlü olarak anne tarafından hissedilir. Bu hareketlerin babaya da gösterilmesi babalık duygusunun pekişmesi ve duygusal bağın güçlenmesine destek olur. Hamileliğin özellikle 2. trimesterinde (13-27. haftalar arası) bebek çok hareket etmektedir. Çünkü bebek içinde yüzdüğü suya göre küçüktür, dolayısıyla hareket alanı geniştir. Bu haftalarda bebeklerin yaklaşık yarısı ters durmaktadır. Bebek genellikle 35. haftaya kadar defalarca bir ters, bir düz dönecektir. Hangi pozisyonda olursa olsun genellikle 35. haftaya kadar baş aşağı döner. 35. haftadan sonra bebeklerin ancak %3-4’ ü ters durmaya devam eder. Ancak 35. haftada bebeğiniz halen ters ise (makat geliş), bu haftadan sonra baş gelişe dönme ihtimali daha azdır.

Hızla büyüyen uterus karında hemen üstünde bulunan diaframaya baskı yapmaya başlayabilir. Bu nedenle bazı anne adaylarında nefes darlığı ortaya çıkabilir. Eskiden kolaylıkla yapabildikleri günlük işlerde çabuk yorulduklarını, nefes nefese kaldıklarını hissedebilirler. Bu şikayetler rahmin ve bebeğin büyümesi ile ilerleyen haftalarda artacaktır. Ancak yine de kan sayımı yapılarak anemi değerlendirilmelidir. Ayrıca rahmin büyümesi ve ağırlığının artması anne adayının bel kısmındaki omuriliğine binen yükü arttırmıştır.

 

  1. Gebelik Haftası

 

Bebeğin gelişim ve olgunlaşması hızla devam etmektedir. Ağırlığı bir haftada ortalama 100 gr artmış ve 600 gr olmuştur. Boyu ise 30 cm ye ulaşmıştır. Bebek artık yavaş yavaş dış ortamda yaşayabilecek donanıma sahip olmaktadır. Bebeğin akciğerlerinde hava kesecikleri oluşmaya başlamıştır. Doğumdan itibaren hava solumayı sağlamak için akciğerler “sürfaktan” adı verilen bir madde üretirler. Bu madde, akciğerdeki minik hava keseciklerinin çeperlerinin birbirine yapışmasına engel olur. Bu sayede her nefes alışında kesecikler hava ile dolar. Bu sayede bebek yaşayabilme (viabilite) kazanmış olsa da olası bir erken doğum sonrasında pek çok komplikasyon kapıda beklemektedir. Viabilitenin olabilmesi için doğum sonrası bebeğin  solunum, sindirim  ve vücut ısısı gibi bebeğin yaşamının en önemli fonksiyonlarının korunması sağlanmalıdır. 24. haftadan itibaren bebeğin neredeyse tüm organları fonksiyonunu yerine getirmeye başlamıştır.

Yine bu haftadan itibaren bazı hastalıkların teşhisi konulsa da bebek yasal olarak ta tahliye edilemez ( örneğin mongolizm tanısı konulsa da).

Fetüsün avuç içlerinde küçük çizgiler oluşur, kas koordinasyonu gelişir ,  parmağını emebilir. Bu hafta içinde ter bezleri oluşacaktır. Ayrıca tad alma duyusu gelişir.

Annede gebeliğin hormonal değişime bağlı olarak insulin direnci artar ve diyabet kolaylaşır.  Gebeliğe bağlı olarak diyabet (gestasyonel diyabet) ortaya çıkabilir veya önce diyabeti var ise gebelikte tablo daha ağırlaşır. Diyabet açısından riskli anne adaylarında gebeliğin hemen başında ilgili laboratuar tetkikleri yapılmalıdır ( diyabet olması, anne ve babasında diyabet, aşırı obezite, önceki gebelikte diyabet olması, iri bebek bebek öyküsü,..). Bu risk faktörlerini taşıyan gebelerde, test sonuçları normal bile olsa OGTT 24-28. haftalarda tekrar edilmelidir.
Bu açıdan risk yok ise 24. haftadan sonra gestasyonel diyabet riskini araştırmak amacı ile  50 gram glukoz tarama testi (50 gr OGTT)  Test sonucunda birinci saat kan şekeri 140 mg/dl den fazla çıkarsa tanı testleri uygulanmalı ve kan şekeri gebelik boyunca mutlaka uygun tedavi ile ( diyet. gerekirse insulin olmak üzere) normal sınırlarda tutulmalıdır.

Gebelerde Glukoz Yükleme Testi ( Şekerli Su Testi )

50 gr glukoz yükleme testi– 100 gr oral glukoz testi(OGTT). 24-28. haftalar arasında önceden diyabet riski nedeniyle araştırılmamış gebelerde gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı ( gestasyonel diyabet) taranması için 50 gr oral glukoz testi yapılır. Bu testin amacı riki yüksek gebelerin ayrılarak ileri tetkiklerin yapılmasıdır. Aç veya tok olarak uygulanabilir. Test sonucunda birinci saat şekeri 140 mg/dl den yüksek ise; Üç saatlik 100 gr oral glukoz testi yapılır. OGTT için gebe üç gün 300gr karbohidrat içeren beslenme programına alınır. Kişi bu dönemde normal günlük aktivitesine devam etmelidir.Üçüncü gün akşamından sonra 12 saatlik açlığı takiben sabah 0. dakika kanı alındıktan sonra 100gr glukoz 5 dakika içinde içilir. Daha sonra birinci, ikinci ve üçüncü saatlerde glukoz (kan şekeri) için kan örneği alınır.

Açlıkta > 95 mg/dl
1.saattte> 180 mg/dl
2.saatte> 155 mg/dl
3.saatte> 140 mg/dl

Buradaki 4 değerden 2 veya daha fazlası anormal ise gestasyonel diabet (gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı) tanısı konulur. Tek değerin yüksek olması durumunda ise testin bir ay sonra tekrar edilmesi önerilir. 50 gram şeker yükleme test sonucunun 190 mg/dl’den yüksek olduğu durumlarda 100gr OGTT yapılmasına gerek kalmadan açlık glukoz düzeyine bakılması yeterli olacaktır. Eğer açlık kan glukozu 95mg/dl’nin üzerinde tespit edilirse gebe gestasyonel diabet olarak değerlendirilip tedaviye başlanılır. Gebeliğe bağlı şeker (gestasyonel diyabet) hastalığının sıklığı bütün gebelerin % 3-5’inde görülebilir. Bu yüzden maliyet ve zorluğu dikkate alınarak önce 50 gram şeker yükleme testi yapılmalıdır. 50 gram testin sonucu yüksek çıkanlara 75 veya 100 gram testi yaptırmak çok daha uygundur.

Hamileliğin bu haftasına kadar anne adayları yaklaşık 6 kilo almışlardır. Kalan sürede de  yaklaşık 6 kilo (yani ayda 1,5 kilo) almaları beklenmektedir. Bebeğin kilo artışı da bu haftadan sonra belirginleşecektir. Büyüyen rahim diaframa baskı yaptığı gibi mideye de baskısını arttırır ve anne adaylarının mide yanması (reflü) şikayetleri artar. Öğün sayısını arttırıp, öğünlerdeki yemek miktarını azaltmak, sıvıyı yemek aralarında almak , yemekten sonra dinlenirken göğüs kafesini yukarıda tutmak, yatmaya yakın yemek yememeye gayret etmek bu şikayetleri azaltsa da, anne adayları için doktora başvurup ilaç başlamayı gerektirecek kadar rahatsız edici olabilir. Gebelikte  diş etlerinde kanamalar olabilir. Dişeti kanamaları hormonal etki sonucunda diş eti kanlanmasının bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Dişler yumuşak diş fırçası ile ve diş etleri üzerine fazla bası yapmadan fırçalanmalıdır. Ancak bilinmelidir ki gebeliğin her haftasında her türlü diş tedavisi yapılabilir.  

Nefes almakta zaman zaman güçlük ortaya çıkabilir. Açık havada günlük yürüyüşler yapılabilir. Ancak anemi açısından da test yapılması gerekebilir. Bu hafta, hamilelikte önemli bir dönüm noktasıdır. Anne bu haftadan itibaren, erken doğum belirtileri konusunda bilgi edinmelidir.

 

  1. Gebelik Haftası

 

Anne karnındaki küçük insanın ağırlığı 650-700 gram olmuştur. Başından poposuna olan mesafesi yaklaşık 21cm’ye ve boyu 34-35 cm ye ulaşmıştır.

Bebeğin burun delikleri açılır. Dişleri büyümektedir. Ağız ve dudak çevresindeki sinirler hassasiyet gösterir, emme ve yutma refleksi gelişir. Artık tat alma duyusu gelişmiştir. Duyduğu bazı seslere karşı hareketlerini hızlandırarak, göz kırparak cevap vermeye başlamıştır. İlk solunum egzersizlerine de başlamıştır. İçinde yüzdüğü sıvıyı (amniyos sıvısı) akciğerlerine alıp vermeye başlamıştır. Akciğerlerdeki kan damarları gelişir.

Omurganın şekli oluşmaktadır, eklemler, kirişler ve omurga parçaları ortaya çıkar. Bunlar bebeğinizin sinirlerine bilgi transferini sağlayan omuriliği koruyacaktır.
Becerileri artar: Bebek yumruk atabilir ve avucunu sıkabilir.
Anne büyüyen rahminin sinirlere bası yapması, rahmi tutan bağların içindeki sinirlerin gerilmesi, vücudun ağırlık merkezinin öne kayarak değişmesi ile bel ve kasık ağrısından rahatsız olabilir. Ancak erken doğum belirtileri bazen bu şekilde ortaya çıkabileceğinden doğum hekiminin bu riski düşünerek gebeyi muayene etmesi ve tetkikleri yapması gereklidir. Erken doğum tehdidinde sıklıkla anne adayı belli aralıklarla karnında toplanma, sertleşme ve kramp tarzı ağrılar hissederler. Bu toplanma olayını anlamak için anne adayı avucunun içi ile karnına dokunarak bekleyebilir. Bu sancılar sırasında karnının avuçlarının altında toplandığını hissedecektir. Bu sancıların geldiği dönemler dışında karınları yumuşaktır ve ağrıları hafiflemiştir (yani erken doğum sancıları düzenli aralıklarla gelir). Bu nedenle ultrasonla rahim ağzı boyunu ölçmek, anne adayını rahim kasılmalarını kaydeden kardiyotokograf denilen makineye bağlamak (NST- non stres test, ileriki haftalarda bebeğin kalp atışlarını ve rahim kasılmalarını birlikte kaydetmek için kullanılacaktır) gibi ek yöntemler erken doğum tehditini atlamamak için kullanılmalıdır. Eğer erken doğum tehdidini düşündürecek sancılar saptanır ise gerekli tedavi ayaktan veya hastaneye yatırılarak uygulanacaktır. Şu bilinmektedir ki, bebek iyice olgunlaşana kadar anne karnında kaldığı fazladan birkaç saat bile onun için çok değerlidir. Yaşama ve sağlıklı olma şansını arttırır. Yoğun bakım şartlarının ve personelin çok iyi olduğu koşullarda bu haftalarda doğan bazı bebeklerin yaşatılabildikleri bilinmektedir. Ancak bu haftalarda doğan bebeklerde ileri yaşantılarında zihinsel ve sinirsel ( görme, duyma.. gibi) problemler çıma riski fazladır. Bu çocuklar gelişimleri sırasında yakın takipte olmalıdırlar.

Erken doğum tehdidi saptanmaz ise anne adayı bilgilendirilir ve bu ağrıları azaltacak uygulamalar önerilir: Fırsat buldukça dinlenmek, uzun süre ayakta kalmamak, ılık duş almak, bacak ağrılarını azaltmak için kan göllenmesini azaltacak varis çorapları kullanmak önerilerin başında gelir.

Annede burun kanamaları olabilir. Burundaki dolgunluk ve kanamalar gebelik süresince artan hormonlarımın etkisine bağlıdır ancak bu belirti tansiyon yükselmesinin de işareti olabilir bu yüzden mutlaka kulak boğaz burun hekimine muayene olunmalıdır. Ayrıca lens kullanılmasına karşı gebelikte reaksiyon olabilir. Bu yüzden gebelik boyunca gözlük kullanılması daha uygundur.

 

  1. Gebelik Haftası

 

Bebek 760-800 gr. ve 35-36 cm olmuştur.

 

Omurga bebeğin gelişen bedenini korumak için daha güçlü ve esnek hale gelir, omurganın oluşumunda ortalama 150 eklem, 33 parça ve 1,000 kiriş yer alır.
Akciğerlerde hava yastıkları oluşmaktadır.  Akciğerlerde “sürfaktan” oluşmaya başlamıştır. Sürfaktan olmadan fetüsün akciğerleri birbirine yapışır, büzüşür ve ayrılamaz.
Duyma ve görme duyuları için beyin dalgaları harekete geçer. Retina gelişimine devam eder. Bebeğin gözleri açıktır ve bu hafta göz kırpabilir. Genlere bağlı olarak bebeklerin göz rengi ortaya çıkar. (Doğumdam 6 ay sonraya kadar göz rengi değişebilir).
Fetüs dokunmalara cevap verebilir. Anne karnına ışık tutulursa bebek kafasını o yöne çevirir ve araştırmalara göre bu optik sinirlerinin çalıştığının kanıtıdır.

Uterusun antrenman kasılmaları kabul edilen “Braxton-Hicks kasılmaları” bu haftalarda daha belirgin hissedilebilir, normalde 30. haftadan sonra daha güçlü olarak anne fark edebilir bu kasılmaları. Ancak bu kasılmalar düzenli değildirler. Erken doğumda kasılmalar günlük yaşamı etkileyecek sıklıkta ve düzenli aralıklarla gelir. Sıklığı ve şiddeti gittikçe artarak güçlenir.

Bebeğin büyümesi hızla devam ettiği için anne yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Büyüyen rahmin karın boşluğundaki ana toplardamara baskı yapması sonucu, ayaklarda şişme görülebilir. Ayaklarda şişmeyle birlikte tansiyon da yükseliyorsa doktora başvurulmalıdır.

  1. haftadan sonra yapılmadıysa gebeliğe bağlı şeker (gestasyonel diyabet) hastalığı taraması mutlaka yapılmalıdır.

Gebeliğe bağı şeker hastalığının tanınması anne adayı ve bebek için çok önemlidir. Bu hastalık fark edilmez ise bebekte ciddi kalp ve sinir sistemi sakatlıkları oluşabilir, bebek ani kalp durması nedeni ile anne karnında kaybedilebilir, akciğer gelişimi gecikebilir, bebek aşırı kilolu olabilir, bebeğin suyunun ciddi şekilde artmasına neden olabilir (polihidramnios). Bu nedenle öncede belirttiğimiz gibi önemli olan gebelik boyunca anne kan şekerinin normal sınırlar içinde tutulmasıdır. Bu diyetle gerekirse de ilaçlarla sağlanmalıdır.  Bu hastalık sıklıkla doğum sonrasında hızla düzelir. Ancak hamileliğinde şeker hastalığı çıkan anne adayları ilerki yaşlarda şeker hastalığına yakalanma risklerinin arttığını unutmamalıdırlar. Özellikle lohusalıktan sonra olmak üzere belli aralıklarla tahlil yaptırmalıdırlar.

 

 

  1. Gebelik Haftası

 

Bu haftada fetusun başından poposuna olan uzunluğu (CRL) yaklaşık 24 cm, boyu 36,5-36,7 cm ve Ağırlığı 875 gr’a olmuştur.

Bebeğin beyin gelişimi hızla devam etmektedir. Sesli olarak kitap okuma, müzik dinletme ve en önemlisi bebekle konuşma bu gelişime katkı sağlar. İşitme duyusunun gelişmektedir. Öyle ki  7.ayın sonunda seslere tepki verebilir. Anne ve babanın sesini algılamaya başlar.

Göz kapakları daha açık hale gelir. Bebek karanlık ve aydınlığı ayırt edebilir. Artık kalp atışları o kadar güçlü ki bebek uygun pozisyonda iken kulak anne adayının karnına dayandığında kalp atışları duyulabilir.
Akciğerler büyümeye devam eder ve rahim dışında çalışmak için hazırlanır. Rahim içerisinde geçirilen her gün bebeğinizin yaşama şansını arttırır.
Hafif nefes almalar başlar. Hava yerine su içerisinde nefes alıp vermesine karşın, doğum için iyi bir egzersizdir.

Gebe artık uyumakta zorluk çekmeye başlamıştır. Büyüyen uterusun özellikle yatarken diaframaya yaptığı baskı artmıştır. Bu nedenle uyku sırasında özellikle sırt üstü yatıldığında anne adayları solunum sıkıntısı çekebilir. Diğer yandan da ana kan damarlarına rahim baskısı ile anne kalbine dönen kan azalarak anne tansiyonunun aşırı düşmesine yol açabilir.Bu yüzden anne adaylarının sırtüstü yatmamaları, tercihen sol yanlarına yatmaları, yatarken sırtlarını yükseltecek bir yastık kullanmaları önerilir. Büyüyen rahmin  veya bebeğin basısı ile sık idrara çıkma sık görülür. Ancak idrarda yanma ise genellikle idrar yolu enfeksiyonunu akla getirmelidir. Hamilelikte en sık rastlanan problemlerden biridir. Hamilelikte geçirilen ve tedavi edilmeyen idrar yolu enfeksiyonlarının erken doğuma yol açabileceği bilinmektedir. Bu nedenle idrarda yanma şikayeti olan anne adaylarının kesinlikle doktora başvurmaları gerekmektedir. Doktor tarafından yapılan tetkiklerde idrar yolu enfeksiyonu saptanır ise verilen tedavi düzenli olarak kullanılmalıdır.Bu dönemlerden itibaren düzenli olarak özellikle muayene esnasında tansiyon ölçümleri yapılmalıdır. Çünkü  halk arasında “gebelik zehirlenmesi” olarak da bilinen “preeklempsi” için riskli döneme girilmiştir.

 

  1. Gebelik Haftası

 

Büyüme ve gelişme devam etmektedir. Bebek yaklaşık 1000 gr’a, tepe makat uzunluğu 25 cm’e ve 36-37 cm boya ulaşmıştır.

Bebeğin bedeninde özellikle 3. üç ay ile birlikte yağ tabakası oluşmaya başlar. Cilt altı yağ dokusu  sonrası vücut ısısını dengelemek için önemlidir.
Bağlı olarak vücudu tombullaşır ve yuvarlak bir görünüm alır ilave olarak kaslar ve kemikler giderek büyümektedir. Kasların şekilleri oluşur. Artık akciğerler solunum için yeterli duruma gelmiştir ancak bebek bu haftalarda doğarsa solunum cihazına bağlanma riski ciddi derecede fazladır.
Sesininizi tanıyan bebeğinizle konuşun, ona hikayeler okuyun, şarkı söyleyin.
Kaşlar ve kirpikler belirginleşmiştir. Saçları uzamıştır. Ama bazı bebeklerin doğumda saçları çok azdır, bazılarının da belirgin saçları vardır.

Kangrubu açısından Rh- anne ve Rh+ baba olduğunda bu haftalarda “Anti D Immunglobulin” yapılmasını öneren ekoller vardır. Bir kısım hekim de doğumda bebeğin kan grubunu belirleyerek sonuca göre uygulama yapar. Kan uyuşmazlığı olan ailede anne adayının düşük yapması, kürtaj olması, dış gebelik geçirmesi durumunda veya anne adayına amniyosentez, kordosentez gibi girişimler yapılması durumunda 72 saat içerisinde kan uyuşmazlığı iğnesi yapılmalıdır.

Günümüzde bütün kan grupları için gebeliğin başında “indirect coombs testi” yapılması önerilmektedir.

Uterusun büyümesine bağlı olarak nefes almakta bazen zorluk oluşabilir. Bu dönem içerisinde bebek ve rahim iyice ağırlaşacağı için kasık ağrısı, bel ağrısı, nefes darlığı, mide yanması, varsa varis ve hemoroid (basur) gibi şikayetler giderek artarak doğuma kadar devam edecektir.

Bu haftalardan itibaren anne adayları haftada bir-iki defa defa istirahat sonrası tansiyon ölçtürmelidirler. Tansiyon yüksekliği saptanır ise (130/80 üstü veya kendi normal tansiyonları daha yüksek çıkmış ise..) hekime  başvurmaları gerekir. Yüksek tansiyon değerleri ile gebelik zehirlenmesi denilen “preeklampsi” bu hafta itibari ile ortaya çıkabilir. Yüzde ve vücudun üst yarısında görülen kalıcı şişlikler de “ödem” anne için uyarıcı olmalıdır.

 

Aşağıdaki belirtiler ortaya çıktığında anne adayı hemen hekimine başvurmalıdır: 38 derece ve üzeri ateş, Sürekli kusma, ishal, Vajenden su gelmesi, Vajinal kanama , Yapılan tansiyon takiplerinde 125/80 üzeri tansiyon ,

Yüzde, elde, kollarda geçmeyen şişlikler (ayaklarda ve bacaklardaki bir miktar ödem olabilir ama yine de hekim değerlendirmeli ve gerekli araştırmayı yapmalıdır.),Düşme, karın bölgesinin bir yere çarpması, Sürekli olan karında sertlik hissi, gevşeme olmaması, Bayılmalar, Uzun süreli baş ağrısı, gözün önünde ışıklar görülmesi (sıklıkla tansiyon yüksekliği işaret eder), Azalmış bebek hareketleri (bebek bir günde ayrı ayrı zamanlarda yirmiden fazla hareket ediyor ise çok iyi, on defadan fazla hareket ediyor ise yeterlidir. Ya da bebeğin bir genel hareket ritminden az hareket etmesi uyarıcı olmalıdır.),  Düzenli aralıklarla gelen kasılmalar (bu kasılmalar kendilerini kasık ağrısı ile de gösterebilir ve erken doğum ağrıları olabilir), İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, Tüm vücutta yaygın kaşıntı, vücutta sararma,  Karnın sağ üst bölgesinde şiddetli ağrı gibi belirtiler çok önemli olabilir. Bu belirtilerde normal kontrol zamanı beklenmeden hekime başvurmalıdır.

 

  1. Gebelik Haftası

Bebeğin baş ve beden oranı yeni doğan bebek ölçülerine yaklaşmıştır. Boy: 38-39 cm, Baş- popo uzunluğu (CRL) yaklaşık 27 cm,kilosu 1100-1200 gr kadar olmuştur.

Bebeğin başı bir taraftan öteki tarafa hareket edebilir, bebeğin kafası yukarıya veya aşağıya dönük olabilir. Haftalar ilerledikçe kafası doğumdaki aşağı pozisyonuna gelecektir. Beyin solunumu ve vücut ısısını, gözlerin hareketini kontrol edebilir. Gözleri hareket halindedir. Işığı takip edebilir. Işık yanında dış ortamdaki ses, koku ve tat gibi diğer değişikliklere karşı hassastır. Deri altında yağ birikmeye devam eder.

Fetüs vücut ısısını ayarlama yeteneğini kazanmıştır. Bebek kendi kan hücrelerinin üretimini hızla sürdürürken bu hafta itibari ile kendi bağışıklık hücreleri bebeğin kendi antikorlarını üretmeye başlamıştır. Bu haftaya kadar bebeğin kanında sadece anneden gelen antikorlar bulunmaktaydı.

Bu haftalar göreceli olarak rahat geçen hamilelik haftalarıdır. Ancak anne adaylarının vücutlarında birtakım değişimler devam etmektedir. Annenin göğüslerinde oluşmaya başlayan değişiklikler hız kazanmıştır. Süt üretiminin başladığını gösteren bulgular olabilir. Kolostrum denilen ilk süt olan  gelişi gözlenebilir. Gebelik süresince hafif egzersizler yürüyüş, yüzme gibi sporlar rahatlıkla yapılabilir. Bacaklarda kasılmalar ve kramplar hissedilebilir. Bu şikayeti rahatsız edici düzeyde olan anne adayları doktorlarına başvurmalıdır. Sıklıkla magnezyum içeren bir hap başlanması ile şikayetlerde azalma saptanabilir. Ancak bu yakınmaların doğumdan sonra tamamen geçebileceği akıldan çıkartılmamalıdır.

Anne yavaş yavaş doğum belirtileri, doğum yöntemleri hakkında özellikle hekiminden bilgiler almalı erken doğum belirtileri konusunda  olacak belirtilere dikkat etmelidir.

 

  1. Gebelik Haftası

Gebeliğin sadece dörtte bir kalmış oldu. Bebek 1,5 kilo ve Başı- popo uzunluğu 28 cm ve boyu 40 cm olmuştur. Beyin gelişimi hızla sürmekte ve kafası büyümektedir.  Çoğu zaman  göz kapaklarını açıp kapatmaktadır. Gözleri hareket halinde bir ışık kaynağını takip edebilir. Bebeğin bedenini örten  lanugo dediğimiz ilk tüyleri kaybolur.

Bebeğin ayak tırnakları oluşum aşamasını tamamlar. Daha önce karaciğer tarafından yürütülen kan hücresi üretimini kemik iliği üstlenmeye başlamıştır. Alyuvarlar bebeğinizin vücudunda oksijen transfer edip, atıkları yani karbon dioksit ve diğer gazları yok ederler. Bebeğin sinir sistemi ve akciğer gelişimi de hızla devam etmektedir. Gözyaşı yapımı başlamıştır.

Bu haftalarda gebe düzensiz aralıklarla gelen, şiddetli olmayan rahim kasılmaları hissetmeye başlayabilir. Bu kasılmalara Braxton Hicks kasılmaları denir. Doğum için antrenman ağrıları da denilebilirler. Rahim ağzında bir açıklık oluşturmazlar, yani doğuma neden olma riskleri yoktur. Normal doğum sancılarından farkları düzenli aralıklarla gelmemeleri ve kuvvetlerinin düşük olmasıdır. Anne adayı bu ağrıların süresinin uzadığını, şiddetinin arttığını hissederse hemen hekimine başvurmalıdır. Kemik gelişiminin de hızlandığı göz önüne alındığında özellikle kalsiyumdan zengin olarak yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.

Anne bu haftada bebeğin hıçkırır tarzda hareketler yaptığını hissedebilir.  Bu hareketler bebeğin dış ortama hazırlandığı nefes alma alıştırmalarıdır.

Bebeğin sağlığının dolaylı değerlendirilmesi açısından annenin görevi gün içinde bebek hareketlerini saymasıdır. 24 saat içerisinde annenin uyanık olduğu saatlerde 20 den fazla hareket ediyor ise bu çok iyi, en az 10 defa oynuyor ise yeterli olarak kabul edilir veya anne adayı bebeğinin normal hareket ritmine dikkat etmelidir.

Gebeliğin son haftalarına yaklaştıkça sol tarafa yatarak uyuma alışkanlığı gebeler tarafından kazanılmalıdır. Sağ tarafa uzun süre yatıldığında bebeğe sol yana kıyasla daha az oksijen gider. Yan yatarken beli rahatlamak için bacakların arasına yastık konulması iyi olur. Ancak ilerleyen gebelik haftalarında annenin sırt üstü yatması hem kendine hem de bebeğe olumsuz etkiler, annenin tansiyonu düşer ve bebeğe giden kan azalır bebek anne rahminde sıkıntı hisseder.

Bu haftalardan itibaren gebelik muayeneleri iki haftada bir yapılmaya başlanırsa ortaya çıkabilecek sorunlar erkenden değerlendirilip önlem alınabilir.

 

 

  1. Gebelik Haftası

Bebeğin baş-popo uzunluğu 28 cm’e boyu 41- 42 cm uzunluğa kilosu ise 1600 gr. Ağırlığa ulaşmıştır. Artık organ gelişimine nazaran daha çok kilo alacaktır. Deri altında yağ depolanmaya devam etmektedir. Bu yağ tabakası cildinin rengini kırmızıdan gül pembesine dönüştürür. Kalsiyum, fosfor ve demir mineraller depolanmakta ve kemikler büyüyüp, güçlenmektedir.
Sinir ve beyin gelişiminde ikinci hızlı büyüme dönemine girilmiştir. Akciğerlerin gelişimi devam etmektedir.

Annenin karnı göbeğin yaklaşık 10 cm üstüne kadar büyümüştür. Göbek deliği tamamen silinmeye başlamıştır. Büyüyen rahimle beraber bir yandan nefes zorlanmakta bir yandan da mideye artan bası ile reflü (mide yanması) oluşmaktadır. Bunun için sık aralıklarla, azar azar yemek yemeli,içeceği aralarda almalıdır. Yemekten hemen sonra yatmaktan kaçınmalı, yatarken göğüs kısmını yükseltecek şekilde sırtı yastıkla desteklemelidir. Karında gerilmeye bağlı kaşıntı hissi olabilir. Karın cildine bebek yağı, badem yağı gibi nemlendirecek ürünlerle masaj yapılması kaşıntı şikayetlerin azalmasına katkıda bulunurken çatlak oluşumunu da azaltabilir. Otururken mümkünse ayaklarını kalça seviyesinin üstüne uzatmak bacak ağrılarını ve ödemin azaltmasına yardımcı olacaktır.

Bebeğin kemik gelişimleri hızlandığı için anne kalsiyumdan zengin beslenmeye gayret göstermelidir. Bu haftalarda bebek hareketleri giderek daha kuvvetli hissedilir.

 

  1. Gebelik Haftası

Bebek 1700 gr. baş-popo mesafesi (CRL) yaklaşık 29 cm ve boyu 42-43 cm olmuştur.

Bebek hareketleri eskiye oranla daha az olabilir bu durum rahim içindeki alanının daralmasına bağlıdır. Gelişimi hızla devam etmektedir. Beyin gelişimi ve tüm duyuları gelişmektedir. Beyin testlerine göre REM uykusunun (rüya dönemleri) bu aylar civarında başladığı belirlenmiş. Saçları büyümeye devam etmekte ve tırnakları neredeyse tamamen oluşmuştur. Yüz hatları bu haftalarda oluşmaktadır.

Anne bu haftalardan sonra bir yandan bebeğin rahim içinde hareketlerine bir yandan da gebelikte uyarıcı ve özellikle erken doğum belirtilerine dikkat etmelidir.

15-20 dakikada bir veya daha sık ve düzenli aralıklarla gelen karın bölgesinde toplanma ya da rahimin kasılma, sancılar , bel ağrısı, kasık ağrısı olursa, nişan gelmesi durumunda (rahim ağzı koyu kıvamlı sümüksü bir yapı ile kapalıdır. Sancıların başlaması ve rahim ağzı açıklığının oluşması sonucu bu sümüksü akıntı vajinadan dışarı atılmasına denilir) anne adayları hemen hastane yada hekime başvurmalıdır.

Rahim büyümesine bağlı olarak yemek şikayetleri, kabızlık , gaz , reflü artabilir. Uygun beslenme ile yakınmalar olabildiğince azaltılmalıdır.Az az sık sık yemek, sıvıyı yemek dışı zamanlarda almak , yemeklerden sonra düz yatmamak, lifli gıdalar ile beslenmeye özen göstermek gibi.

Hamile kadınlarımız için ülkemizde tekiz bebekler için 32. hafta bitiminden itibaren ikiz gebelikleri için ise 30. haftadan sonra doğum öncesi izne ayrılma hakkı vardır. Ancak gebe sağlığı uygun olduğunda ve isterse 37. haftaya kadar çalışabilir ve bu iznini doğum sonrasına aktararak bebeği ile daha fazla evde kalma şansı elde edebilir.

            

 

  1. Gebelik Haftası

 

Baş-popo uzunluğu (CRL) yaklaşık 30 cm’e, boy 44 cm’ e ulaşmıştır. Ağırlık ise ortalama 1900 gram olmuştur.

Bebeğin başı hızla büyümektedir çünkü beyin hızla gelişmektedir. Çok sayıda sinir hücreleri ve kavşak bölgeleri (sinapsis) oluşur. Bebeğin beyni ile bedeni arasındaki iletimi sağlarlar. Bebek bu haftalarda solunumla koordineli bir şekilde emme ve yutma hareketlerini gerçekleştirir. Birçok kemiği sertleşmesine rağmen kafatası hala esnek ve tam anlamıyla birleşmemiş. Bu kemiklerin yumuşak ve rahat hareket ederek birbirleri üzerine kaymaları doğumun kolaylaşmasına yardımcı olacaktır. Fetüs erkek ise testisleri karnından skrotuma doğru iner. Bazen bir ya da iki testis doğumdan sonra bile yerine yerleşmemiş olabilir (inmemiş testis).
Amnion sıvısı hamilelik döneminizdeki en üst düzeyine ulaşmıştır. Amniyon sıvısının varlığı hem bebeği dış ortamın etkilerinden, travmalardan korumaktadır hem de bebeğin akciğerlerinin ve diğer dokularının gelişimi açısından çok önemlidir. Kontroller sırasında ultrason yapan hekim amniyon sıvı miktarını değerlendirir ve az ya da çok olup olmadığını belirler. Amniyon sıvısı bebek tarafından yutulur ve kanına karışır. Daha sonra böbreklerden süzülerek bebeğin idrar yapması ile tekrar dışarı atılır.

Amnios suyunun az olması (oligohidramnios),amnios sıvısının miktarının 2 litreden az olmasıdır. Ancak ultrason ile amnios sıvısının toplam hacmini ölçmek mümkün değildir. Bunun yerine karnın dört bölgesinden yapılan ölçümler 5 cm’in altında saptanırsa bebeğin sularının az olmasından (oligohidramnios) sözedilir..

Sıklıkla nedenleri; bebekte böbrek ve idrar yolları yapısında bozukluk (amnios mayisini oluşturan en önemli şey bebeğin idrarıdır), bebeğin normal doğum zamanının geçmesi (plasenta (bebeğin eşi) yaşlanır, bebeğe giden kan azalır, bebek az idrar çıkarır), bebekte gelişme geriliği, bebeğin sularının gelmesi’dir. Ancak bir kısım vakada herhangi bir neden bulunamaz.

Bebek için ciddi bir durumdur. Amnios mayi bebeğin akciğer gelişimi için önemli bir etken olduğundan bu bebeklerde akciğer gelişimi gecikir. Rahim içinde bebeğe kalan alan azalacağından kordon sıkışabilir ve bebeğin kalp atışlarında bozulma saptanabilir. İleri derecede su azalmış ise bebeğin kemiklerinde eğrilikler de tabloya eklenebilir. İzleyen hekim doğum ya da yakın izlem kararını duruma göre verebilir.

 

Özellikle daha önce hekimi tarafından bebeğin eşinin (plasenta) doğum kanalının girişini (rahim ağzını) kapattığı konusunda uyarılan anne adayları dikkatli olmalıdırlar. Bebeğinin eşinin rahim ağzını kapattığı bu duruma ‘plasenta previa’ denir. Rahim ağzı da artık doğuma hazırlanmaktadır. Bu anneler bu haftadan başlayarak önlerindeki birkaç hafta içerisinde açık kırmızı kanama ile karşılaşabilirler. Bu durumda doktorları ile hemen bağlantıya geçip muayene olmaları gerekmektedir. Bebeğin akciğerlerinin tam olarak gelişiminin tamamlanmadığı bu dönemde doktorun amacı anne adayını takibe alarak kanamasını kesmek ve bebeği biraz daha anne karnında bekletmeye gayret etmek olacaktır. Kanamanın durmadığı durumlarda acil sezeryan gerekebilir. Kanama durdurulsa bile bu bebeklerin doğum kanalına geçişi bebeğin eşi (plasenta) tarafından engellendiğinden bu anne adaylarının normal doğum şansı bulunmamaktadır. Anne adayları belli aralıklarla kontrollere çağrılacak ve uygun zamana sezaryen randevusu verilecektir.

Daha önce myomektomi ameliyatı olan, daha önce sezeryan olan, ikiz gebelik taşıyan, doğum sayısı fazla olan anne adaylarında plasenta previa görülme ihtimali artmıştır.

Progesteron ve relaxin hormonlarının salgılanmaya başlanması ile anne adayının düz kaslarındaki gevşemeye eklemlerindeki yumuşama ve gevşeme de eklenir. Eklemlerdeki bu yumuşama özellikle sabit kemiklerden oluşmuş ve doğum sırasında bebeğin içerisinden geçeceği leğen kemiklerini de (pelvis kemikleri) etkilemektedir. Böylece leğen kemikleri (pelvis kemikleri) bebek içerisinden geçerken bebeğe zarar vermeden esnemeye izin verecektir. Bunun yanında kemikler arasındaki bu gevşeme anne adaylarının yürüyüşlerinde de değişikliğe neden olur. Halk arasında ördek benzeri bir yürüyüşten bahsedilir. Anne adayı elleri belinde, karnını öne çıkararak ve bacaklarını normalden fazla açarak yürümeye başlar.

Bu haftalarda el ve parmaklarda uyuşma ve karıncalanma hissedilebilir. Bedenin sıvı tutulumundan kaynaklanan bu uyuşmalar doğumdan sonra zamanla kaybolacaktır. Çok rahatsız ediyor ise izleyen hekime başvurmalıdır.
Özellikle ilerleyen gebelik haftalarında  hafif şiddette ödem normalken, şiddetli baş ağrısı, gözde sinek uçuşur tarzda ışık demetlerinin uçuşması, kısa sürede hızlı kilo alma ve vücutta şişme olması (özellikle yüzde), karında şiddetli bir ağrı olması, bulantı ve kusmanın olması durumunda hiç beklemeden hiç beklemeden hekime başvurmalıdır. Çünkü bu belirtiler geç gebelik döneminde görülen, anne ve bebek açısından oldukça ciddi sonuçları olan “preeklampsi”nin belirtileri olabilir. Preeklampside annenin tansiyonu yükselir tüm vücutta ödem olur ve idrara bol protein çıkar.

 

  1. Gebelik Haftası

 

Baş- popo uzunluğu 31 cm, boyu 45 cm olmuştur. Ağırlığı ortalama 2100 gram’dır. 3. trimester başından itibaren (28. hafta) haftada yaklaşık 100 gram alan bebek artık haftada 150-250 gram alacaktır.

Bebek tamamen yeni doğan gibi hareket etmeye başlar. Solunum hareketleri düzenlidir. Gözleri uyanıkken açık, uyurken kapalıdır. Anne de uyku saatlerinin belli bir düzene girdiğini fark eder. Göz kırpmayı öğrenir.

Yeri daralan bebek doğum öncesi duruşunu almaya başlamıştır. Boyun öne doğru bükülmüş, çene göğüs kafesine yaslanmıştır. Bacaklar bağdaş kurar gibi dizlerden bükülmüş, dizler iyice karına doğru çekilmiştir. Kollar da dirseklerden bükülmüştür. Bu duruşa ‘fleksiyon postürü’ denir. Bebek sıklıkla sırtını annenin sol tarafına dayamıştır. İlk gebelikte baş pelvis girimine yerleşir ve doğum kanalına baskı yapar. Böylece kasık bölgesinde sürekli bir dolgunluk hissi olur ve anne adayı sık sık idrara çıkma ihtiyacı hisseder.

El tırnakları oluşumunu tamamladı: Doğmadan önce bile yüzünü tırmalayabilir.

Erkek bebeklerin testisleri skrotum (testis torbaları) içerisine inmiştir.

Anne kanındaki antikorlar bebeğe transfer olur. Bu korunma sistemi doğuma kadar oluşur. Bu antikorlar doğum sonrası emzirme dönemi de hastalıklara karşı bebeği koruyacaktır.
Ağırlaşan ve büyüyen rahim nedeni ile oluşan kasık ağrısı, bel ağrısı, mide yanması, bacaklarda şişlik gibi şikayetlere artan kilolar nedeni ile hareket etmekte zorlanma, uykusuzluk da eklenmiştir. Buna rağmen tamamen hareket kısıtlamak özel durumlar dışında (çoğul gebelik, erken doğum tehdidi gibi) önerilmez. Hafif yürüyüşler ve mümkün ise yüzme kendini daha iyi hissetmeyi sağlayabilir. Yatmaya yakın saatlerde yemek yenmemesi, kafeinli içeceklerden kaçınılması ve ılık bir duş alınması kaliteli bir uyku uyumaya yardımcı olabilir. Uyku pozisyonu tercihen sol yan olmalıdır. Bacak arasına rahatlatacak bir yastık konulması iyi olur.
“Braxton-Hicks kasılmaları” artar. Bu kasılmalar bir nevi doğum antrenman ağrılarıdır. İlerleyen haftalar ile birlikte ellerde ve ayaklarda hafif  şişlikler olabilir. Ayakları yukarı tutup istirahat etmek tuzlu yeme alışkanlığı var ise tuzu azaltmak yararlı olur. Ancak şişler hızla artıyor ise hekime başvurmak için acele etmelidir.

  1. Gebelik Haftası

Baş- popo uzunluğu 33 cm, boyu 46 cm olmuştur. Ağırlığı ortalama 2500 gram’dır.

Bebeğin cilt altında yağlanması ve kilosu artmaktadır. Bu hafta cilt altı yağ tabakası kolları ve bacakları kaplar. Bu tabaka vücut ısısının korunmasına yardımcı olur. Erkeklerde testisler aşağıya inişini tamamladı. İşitme duyusu tamamen oluşmuştur. Bu haftadan itibaren doğan bebekler için dış ortamda genelde çok ciddi sorun oluşmaz ve yaşarlar uzun dönemde de bir sağlık problemi yaşamazlar. Bebek zamanının büyük kısmını yeni doğduğu dönemde olacağı gibi uyuyarak geçirmektedir. Bebeğin gelişimini en son tamamlayan akciğerleri de artık gelişimini tamamlamaya çok yakındır.

Fetüs rahimin büyük kısmını kaplar. Hareketlerinde biraz azalma olabilir. Gebe izleme sürecinde bu haftalarda 1-2 haftada bir kontroller ile anne ve bebeğin iyilik hali değerlendirilir. Gerektiğinde  NST (non stres test) uygulanır. Bu test bir yandan bebek kalp seslerini kaydederken, diğer yandan rahmin kasılmalarını kaydetmektedir (bu iki kayıt için anne adayının karnına iki adet prob yerleştirilir). Bu test ile bebeğin o andaki iyilik hali tespit edilir. Testin ortalama süresi 20 dakikadır ancak özellikle test sırasında bebeğin uyuyor olması durumunda test uzatılabilir veya bir süre sonra tekrarlanabilir. Ayrıca ultrason ile bebeğin amniyos sıvı miktarına bakılır. Bunların ikisinin de iyi olması durumunda anne adayına bebek hareketlerini takip etmesi hatırlatılarak bir-iki hafta sonra kontrole çağrılır. Suyunun gelmesi (amniyon zarının yırtılması-vajenden bardaktan boşanırcasına anne adayının durduramayacağı şeffaf bir su gelişi durumu), sancılarının sıklaşması, bebek hareketlerinin azalması (24 saat içinde 10 defadan veya yemekten yarım saat sonra sessiz bir odada 1 saat içinde 2-3 defadan az) ve anne adayının anlam veremediği bir durumda bir haftayı beklemeden acilen hekime ya da hastaneye başvurulmalıdır. Bu haftalarda doğum sancıları başlasa da artık özel durumlar dışında sancılar durdurulmaya çalışılmaz. Çünkü bu haftadaki bebekler çoğunlukla rahim dışında kendi başına veya çok küçük bir destekle hayatta kalabilecek kadar gelişimlerini tamamlamıştır.

Bu zamana kadar ters duran (makat geliş) bebekleri büyük kısmı artık baş gelişe dönmüştür. Dönmeyen yaklaşık %4 hastanın bebeğin baş gelişe dönme ihtimali azalmıştır. Bunların çoğu sezaryen ile doğum yapacaktır.

Uterusun mide ve akciğerlere basısı giderek anneyi zorlar yemek sonrası daha belirgin olmak üzere solunum sıkıntısı, yemekle ilgili yakınmaları artar. Az az sık sık yiyerek, sıvıyı yemek aralarında alarak ve göğüs kafesi yüksekte dinlenerek bu haftalar geçirilmelidir. Daha sonraki haftalarda önde gelen kısım ki çoğunlukla baş kemik çatıya girer ve rahimin üst sınırı aşağı düşer bu anneyi biraz rahatlatır.

Bu haftalardan itibaren doğumun gerçekleşeceği sağlık kuruluşunu görmek, odaları ,bebek odası ile bebek yoğun bakım ünitesi hakkında bilgi almak aile için bilgi ve rahatlama getirir.

 

 

 

  1. Gebelik Haftası

 

Baş – popo uzunluğu (CRL) yaklaşık 34cm, boyu 46 cm ve ağırlığı 2700 gram olmuştur.

Hamileliğin son ayına girilmiştir. Fetüsün gelişim süreci akciğerlerinin olgunlaşmaya devam etmesi dışında büyük oranda tamamlanmıştır. Ancak rahimde geçirdiği her gün kendi başına nefes alma şansını daha da artıracaktır.
İç organların gelişimi hemen hemen tamamdır. Böbrekler oluşumunu tamamlamış ve karaciğeri de safra üretimine başlamıştır. Bebeğin bedenini saran yağ dokusu artmaktadır. Cildi pürüzsüz hale gelmiştir. Bu haftalarda NST (non stres test) ve bebeğin amniyos mayinin durumuna bakılarak bebeğin iyilik hali değerlendirilir. Kilo artışının devamına bakılıp hala rahim içinde işlerin yolunda olduğu belirlenir.  Bebeğin boynuna kordon dolanması olup olmadığına bakılır.  Kordon dolanması hamileliklerin yaklaşık %20-25’inde doğum esnasında görülebilir. Anne karnında dopler ultrason (kan akımlarının izlenebildiği) ile boyun etrafında kordonun görülmesi ile tanınır. Bir kısmı ise ancak doğum sırasında fark edilmektedir.

Kordon dolanması sıklıkla doğum sırasında ciddi bir probleme yol açmaz. Ancak saptanması halinde doğum süreci yakından izlenmelidir. Birden çok dolanma varsa veya kordon normalden kısa ise (normal boyu 50 cm’dir) normal doğum sırasında bebeğin başı aşağı doğru inerken kordon gerilip sıkışabilir ve bebeğe giden kan azalacağından bebeği sıkıntıya sokabilir( fetal distres). Bu durum nadiren de olsa bir defa kordon dolanması olan ve kordon boyu normal olan bebeklerde de gözlenebilir. Kalp atışlarında bozulma devam ederse bebeğin sezaryen ile doğurtulması gerekebilir.

 

  1. haftanın başında rahim artık karında en yüksek sınıra ulaşmıştır. Akciğerlere, mideye yaptığı baskı iyice artmıştır. Ancak bu haftanın sonlarına doğru anne adayları karınlarının üst taraflarında ciddi bir rahatlama hissederler, karınları aşağı doğru yer değiştirmiştir. Artık nefes almak daha kolaydır, mide yanması şikayetleri, kaburgalarda hissettikleri acı azalmıştır. Bunun nedeni özellikle ilk hamileliği olan kadınlarda leğen kemiklerinin (pelvis kemikleri, doğum yolu) iyice gevşemesi ve hazırlık sancılarının etkileri ile bebeğin kafasının doğum kanalına girmesidir. Bu olaya ‘angajman’denir. Bu şikayetlerin azalması yanında yürümede zorlanma artar ve doğum kanalına inen bebek başının idrar torbasına (mesane) bası yapmaya başlaması nedeni ile hamileliğin ilk haftalarında olduğu gibi sık idrara çıkma şikayeti gözlenir. Anne adayları gece rahat uyumalarına izin vermeyecek kadar sık idrara çıkma ihtiyacı duyabilirler. Bu durumu azaltmanın yolu yatmaya yakın sıvı alımını kısıtlamaktır.

Doğum 38 hafta ile 42 hafta arasında herhangi bir zamanda gerçekleşebilir. Hamileler bu hafta itibari ile her an doğuma hazır olmalıdırlar. Bu hafta itibari ile anne adaylarının doğumuna 4 hafta kaldı. Daha önce sezaryen ile doğum yapanlar için bu süre yaklaşık 1,5 -2 hafta daha kısadır. Eski sezaryenli anneler genel olarak 38 haftadan sonra planlanarak sezaryen ile doğurtulur. Bu haftadan sonra anneye fiziksel olarak rahatsızlık vereceğinden ve bebeğe enfeksiyon bulaştırma ihtimali ile doğum ağrılarını tetikleyebileceğinden cinsel ilişki yasaklanır.

 

 

  1. Gebelik Haftası

Baş – popo uzunluğu (CRL) 35 cm, boyu 49 cm ağırlığı ortalama 2900 gram’dır.

Artık bebek oluşumunu tamamlamıştır. Ancak rahimde geçirdiği her gün olgunluğuna ve dış yaşama uyumuna olumlu etkiler. Bu haftanın sonundan itibaren hamileliğin “term” (miad) adı verilen son dönemine girilmiştir.

Bebek soluk alıp verme egzersizlerine, yeri dar olsa da hareketlerine devam etmektedir. Bebeğin güçlü hareketleri dışarıdan fark edilebilir.

Kavrama refleksi el ve ayak parmaklarında görülür. Birkaç hafta önce bebek gözlerini ışığa doğru çeviriyordu. Şimdi rahim dışından görünen ışığa doğru döner. Çünkü, rahim duvarları gerilip, inceldikçe içeri daha fazla ışık girer. 26. haftadan itibaren bebeği saran saran “lanugo” adı verilen tüylü tabaka ve beyaz, kremsi madde olan “vernix caseosa”  vücudundan amnios sıvı içine dökülmeye başlar.

  1. haftadan sonra doğru doğum şekli açından anne adayının doğum kanalının (pelvis kemiklerinin, çatısının) değerlendirilmesi yapılır. Doğum masasında, normal doğum pozisyonunda yapılan bu muayene biraz ağrılı olabilir. Bu muayene ile doktor annenin doğum yolunun (pelvis kemiklerinin, çatısının) bebeğin geçişine uygun olup olamayacağına ait ön değerlendirme yapar.

Böylece normal yolla doğum yapamayacak anne adayları belirlenip uygun dönemde sezaryen ile doğurtulur. Vajinal akıntının olması normaldir.

Çoğunlukla vajina ve rahim ağzının doğuma hazırlanmasına bağlı olan bu akıntının doğum başlaması ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi için anne muayene edilmelidir. Annenin anestezi yöntemi hakkında bilgilendirilmesi ve hangi yöntem olacağına karar verilmesi bu haftalarda iyi olur. Çünkü doğumun ne zaman başlayacağını bilemeyiz. Epidural, spinal, genel anestezi konusunda kadın doğum doktoru ve anne adayı ve bu işlemi uygulayacak anestezi doktoru beraberce karar verilmelidir.

Gebelere her an doğum olabilme ihtimaline karşın bebeğin eşyalarını, annenin geceliği, pijamasını, fotoğraf makinesi, diş macunu, diş fırçası, iç çamaşırı, makyaj malzemeleri, temiz ped gibi ihtiyaçları içeren doğum çantalarını hazır etmeleri önerilir.

Annenin bu haftalarda özellikle doğum başlangıcı ile ilgili bilgi edinmesi gereklidir. Hastane öncesinde korkmaması ve kendini iyi yönetmesi açısından bu önemlidir. Bilgisizlik korku stres istemsiz kasılmalar şeklinde kısır döngüye yol açar ve anne doğum sürecinde koordinasyonunu kaybedebilir.

Normal gebelikte doğum 37. ile 42. haftalara arasında herhangi bir gün olabilir. O nedenle özellikle ilk defa hamilelik yaşayan anne adayları doğumun başladığını anlayamamaktan korkarlar. Aslında en korkulan şey hastaneye gitmekte geç kalınmasıdır. Ancak bilinmelidir ki doğum başladıktan sonra çok kısa süre içerisinde doğurmak ilk hamileliklerde mümkün değildir. Doğum ancak rahim ağzı açıklığı yaklaşık 10 cm olduğunda gerçekleşir. İlk hamilelikte 1- 1,5 saatte rahim ağzı ancak 1 cm açılır. Yani ilk hamilelikte gerçek doğum sancıları başladıktan sonra doğum yaklaşık 10 saate kadar sürer. Onun için evde veya yolda doğum korkusuna yer yoktur. Bunun yanında hastaneye gitme zamanını bilmek de oldukça önemlidir. En önemli uyarılar, bebek hareketlerinin azalması (günde 10 defadan az), suların gelmesi, düzenli sancılar(her 10 dakikada 1-2 defa veya daha sık), miktarı ne olursa olsun vajinal kanama, nişan gelmesidir (rahim ağzı hamileliğin başından itibaren vajenden gelebilecek mikroplara karşı bebeği korumak için koyu kıvamlı, jelöz bir yapı ile tıkanmıştır. Doğum başlayıp rahim ağzı açılmaya başlayınca bu yapı vajenden dışarı atılır. Bu duruma da nişan gelmesi denir.) Bu durumlardan herhangi biri ile karşılaşan anne adayı zaman kaybetmeden doktor veya hastaneye gitmelidir.

Doğum yaklaştıkça anne adaylarının en büyük endişelerinden biri normal ağırlıkları 3400 gram ( 2500 gram ile 4000 gram arasında) olacak bebeklerini nasıl normal doğuracaklarıdır. Hamilelikte artan progesteron hormonu nedeni ile annenin tüm düz kaslarında gevşeme olmaktadır. Bu gevşeme doğum yolunu da etkiler. Doğum kanalının kemik yapıları arasındaki bağlarda da gevşeme olduğu için bebeğin geçişini kolaylaşır. Ancak özellikle ilk doğumda bebeğin doğum yolundan çıkışı esnasında vajinada yırtıklar oluşabilir. Bunu engellemek için doğuma yardımcı olan hekim ve ya ebe bebeğin kafasının çıkışından hemen önce epizyotomi denilen kesiyi yapar. Epizyotomi anne adayının vajen girişi ile makat arasında bulunan bölgeye yapılan ve vajen içerisine ve sıklıkla annenin sağ tarafına doğru uygulanan kesidir. Bu kesiyi yapmadan önce doktor tarafından bölgesel anestezi uygulandığından veya epidural anestezi uygulanmış ise anne adayı ağrı hissetmez. Epizyotomi sayesinde bebeğin çıkışı sırasında oluşabilecek yırtıkların önüne geçilir. Doğumu hemen sonrasında epizyotomi tamiri doktor tarafından yapılır.
Artık ev bebek için hazır olmalıdır. Doğumun artık ne zaman olacağı bilinemez..

Anne adayı doğumla ilgili kaygılı olabilir. Bu endişeleri dünyadaki binlerce annenin yaşadığını bilmek gereklidir. Doğum insanın üremesi için doğal bir süreçtir ve bu konuda doğum hekimliği çok gelişmiştir. Anne adayının belki de ilk defa yaşayacağı durumu sizi doğurtacak ekip onlarca, yüzlerce, binlerce yönetmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında annenin endişelenmesi için sorun yoktur. Anne olmanın tadını çıkarmalı ve güzel şeyler düşünmelidir.

 

 

  1. Gebelik Haftası

 

Baş pop uzunluğu yaklaşık 36 cm, boy 47 cm ve ağırlık ortalama 3100-3200 gram olmuştur. Bebeğin büyümesi devam etmektedir. Her geçen gün dış ortama uyum şansı artmaktadır. Baş ve karın çapı birbirine eşittir. Soluma denemelerinde soluk borusuna amnios sıvısı kaçtığından bebek hıçkırır. Bebeğin bağırsaklarında mekonyum birikmektedir. Rahim içinde sıkıntıya girmedikçe doğumdan sonra mekonyum barsaklardan boşalır. Fetal distres denilen bebeğin sıkıntıya girdiği durumlarda rahim içinde mekonyumunu yapan bebek bunu soluk yoluna yutabilir. Bu durum için  halk arasında “bebek kakasını yutmuş” denilir ve bu bebek için oldukça tehlikelidir. Bebeğin üzerindeki ince tüyler (lanugo) neredeyse tamamen dökülmüş, bebeği uzun süreli sıvıyla temas etkisinden korumaya çalışan verniks caseosa tabakası büyük oranda azalmıştır. Kafasında saçları vardır.

Gebeliğin sonuna doğru yalancı doğum kasılmaları daha fazla görülür. Anne bu kasılmalar düzenli, gittikçe sıklaşan, süresi artan, kuvvetlenen özelliğe büründüğünde mutlaka hekimi ile bağlantı kurmalıdır. Bebek hareketlerindeki ani azalmalar olduğunda da aynı ikaz geçerlidir. Ama bebeğin hareketleri azalan amnios suyu ve bağlı olarak yer daralması ile eskiye oranla daha az hissedilir. Hekim bebeğin amnios suyu miktarı ve NST ile iyilik halini haftalık ya da duruma göre daha sık değerlendirmelidir. Ama anne için en önemli belirti bebek hareketleridir.

  1. Gebelik Haftası

 

Baş popo mesafesi (CRL) 38 cm, boyu 48 cm ve kilosu bu haftanın sonunda ortalama 3400 gram’dır. Erkek bebekler kız bebeklerden biraz daha ağır olur. Verdiğimiz değerler ortalama bebek ölçüleridir. Her bebeğin ölçüleri böyle olacak demek yanlış olur.
Bebek  doğum sonrasında ısısını koruyabilmek için yağ depolamasını sürdürür. Normal yağ tabakasının dışında, ense kökü ve omuzlar arasında kalan bölgede organlar özel kahverengi bir yağ tabakasıyla kaplıdır. Kahverengi yağ hücreleri doğum sonrası ilk haftalarında ısıyı sabit tutmak için önemlidir. Akciğerler gelişmiştir. Lanugo dediğimiz ciltteki tüyleri çoğunlukla kaybolmuştur. Biraz omuzlarında, bacaklarında ve kollarında görebilirsiniz. Zaman içerisinde yok olacaklardır. Bebeğin içerideki hareket alanı daraldığı için hareketleri daha kısıtlı olmaktadır. Ama sağlıklı bebekler günde en az 10 defa hareket ederler.

Annenin büyüyen rahim ile ağırlık merkezi öne kayar artan kiloda eklenince  iyice ağırlaşır ve dengesini sağlamakta zorlanır. Özellikle merdiven inerken ve çıkarken, banyo yaparken çok dikkatli olmalıdır.

Bebeğin başı idrar torbasına baskı yaptığı için sık sık idrar yapma ihtiyacı ortaya çıkar.

Doğumun nasıl olacağı; bebeğin durumu, doğum hekiminin önerileri ve en sonunda anne adayının kararı ile belirlenecektir.

Tabiî ki sorun yok ise en iyisi normal doğum yapmaktır. Ağrı sorununun çözümlendiği belden uyuşturularak yapılan epidural anestezi de eklenebilirse konforlu bir şekilde doğum gerçekleşir. Ancak normal doğum anlayışı son yıllarda değişmiştir. Her vaginal doğum normal olarak kabul edilemez. Hedef sağlıklı anne ve bebek olmalıdır. Her ikisine de asla komplikasyon riski yüklenmemelidir. Normal doğum beklenecek ise eşyalar, refakatçi, gidilecek yol gibi o an heyecan ile aksayacak konular önceden planlanmalıdır.

Bebek ve anne için en az riskli yolun tercih edilmesi anlayışıyla bütün dünya da sezaryen ile doğum oranı artmaktadır. Sezaryen  ve normal doğum seçeneklerinin birbirine göre avantaj ve dezavantajları vardır.  Ancak sezaryenin bir ameliyat olduğu akılda tutulmalıdır.

Normal doğumun sakıncalı olduğu ya da normal doğumun olamayacağı durumları doğum hekimi 9. ayda önceden belirleyerek 38. hafta sırasında planlı sezaryeni gerçekleştirir. Planlı sezaryenin amacı normal doğuramayacak annenin doğum ağrıları başlamadan uygun koşullarda doğumu gerçekleştirmektir.

Gebeliğin sonuna doğru özellikle ilk hamileliği olan gebelerin endişeleri daha çok doğumun nasıl olacağıdır. Bu konuda bilgi edinme endişelerin en iyi çaresidir.

Gebeliğin bazı durumlarında doğum mutlaka sezaryen ile olmalıdır: Bebek başının doğum için gerekli hareketleri yapamayacağı durumlar ( mentoposterior yüz gelişi asinklitusmus posterior ), rahim ağzının tamamen bebeğin eşi(plasenta praevia), miyom gibi oluşumlar ile kapalı olduğu haller, geç kalınmış transvers duruş, rahimin yırtılma tehlikesi söz konusu olduğunda ve doğum yolunda aktif uçuk virüs infeksiyonu gibi bebeği tehlikeye sokacak infeksiyon varlığında tek yol sezaryendir.

Anne daha önce miyomektomi gibi bir rahim ameliyatı geçirmiş ise, ikiz üçüz gibi çoğul gebelik olduğunda,  makat geliş (bebeğin ters olması), transvers duruş (bebeğin anne karnında yan durması), iri bebek özellikle tahmini bebek kilosu 4000 gram üzerinde ise , ilerlemeyen veya uzamış travay (doğum süreci ), başa göre doğum kanalı, çatı darlığı, fetal distress (bebeğin sıkıntıya girmesi)

,kordon sarkması, annenin ıkınmasının sakıncalı olacağı bir kalp veya beyin damarları ile ilgili rahatsızlığı varsa sezaryen seçeneği mutlaka değerlendirilip anneye önerilmelidir. Hatta anne adayının normal doğumdan korkusu da sezaryen kararı için bir gerekçedir. Amerika’daki sezaryenlerin %10 kadarı sırf bu nedenle yapılmaktadır.

Bu sorunlar dışında anne adayının genel olarak normal doğum yapmasına engel bir durum yoktur. Doğum şekli ile ilgili ayrıntılı bilgi alınması ve doğum şeklinin belirlenmesi annenin endişelerini gidererek doğumun rahat geçmesini sağlar.

 

 

  1. Gebelik Haftası ve Doğum

Artık bebek gelişimi tamamlanmış ve doğum için her şey uygundur. Bebeğin ortalama ağırlığı 3400 gr. ve boyu 52 cm dir.

Saçları ve tırnakları uzamaya devam eder.  Her iki cinste de meme uçları oluşmuştur. Vücudunu örten verniks azalmış ama bir miktarı görülebilir. Bebeğin bedeninin % 15’i yağdır. Yağ tabakları ısısını korumasına yardımcı olur. Ayrıca bebeğin bedeninin % 60-70’i sudan oluşmaktadır.
Doğumda ilk ağlama sesi ile bebeğin akciğerleri hava alarak oksijenle dolar. Dış ortama uygun kan dolaşımı akciğerlerden de geçerek temizlenen kanı bütün vücuda yönlendirir. Bebeğin rengi pespembe olur.
Doğumdan sonra akciğerleri halen gelişmeye  devam eder, sürfaktan üretimi sürer, akciğerdeki hava kesecikleri açık tutulur.
Kız bebeklerinin doğum sonrası bir kaç gün içinde adet görür şekilde kanamaları olabilir.  Bu durum gebelik esnasında anneden geçen hormonların bebeğin rahmi üzerinde yarattığı etkinin doğum sonrası ortadan kalkması ile ortaya çıkar dolayısıyle anne açısından korkulacak bir şey değil aksine normal bir durumdur.
38-42. haftalar arası bebeğin normal zamanında doğum haftalarıdır. Bebeklerin ancak % 5 kadarının doğumu  40. Hafta dolmasına rağmen gerçekleşmez. Annenin düzenli kasılmaları yani doğum ağrıları başladığında hastaneye başvurmaları gereklidir. Burada ilgili bölüme alınarak muayeneleri yapılır, bebeğin kalp sesleri dinlenilir, annenin tansiyonu ölçülür, genel durumu değerlendirilir,kasılmaların sıklığı, süresi, kuvvetine bakılır. Vaginal muayene ile bebeğin başının kemik çatıya girip girmediği, rahim ağzı açıklığının ne kadar olduğu, bebeğin içinde bulunduğu suyun gelip, gelmediği yani su kesesinin açık olup olmadığı ve kemik çatının doğuma uygun olup olmadığı ve daha doğrusu bu bebek için uygunluğu bakılır.

Ultrason ile bebeğin kilosu, pozisyonu, kafa çapı, amnios mayi.. gibi değerlerine yeniden bakılır. Bebeğin boynunda kordon olup olmadığı dikkatlice anlaşılmaya çalışılır.Son kilosu tahmin edilir.

Fetusun kalp atışları, sancıları ve kalp atışlarının değişiminin sancılar ilişkilerini değerlendirmek için anne kardiyotokografi aleti ile izlenir( rahim kasılmaları ve bebek kalp seslerini kaydeden araç). Böylece bebeğin iyilik hali ve normal doğum olabileceği anlaşılmaya çalışılır.

 

Normal doğum olabileceğine karar verilir, sezaryen için neden yok ise anne odasında izlenmeye alınarak belli aralıklar ile hem anne hem de bebeğin muayeneleri yapılarak, bebek kalp sesleri ve rahim kasılmaları değerlendirilerek işlerin yolunda olup olmadığına bakılır. Doğum sürecinde doğum ekibi en üst düzeyde dikkatle bu süreci yönetmelidir. Çünkü bu süreç dinamik bir eylem sürecidir. Yani bulgular her an değişebilir, anne veya bebekle ilgili bir problem her an ortaya çıkabilir. Dolayısı ile gerekli yardımın hemen yapılabilmesi bu problemin o an belirlenmesine bağlıdır.Unutulmamalıdır ki doğum eyleminde hem anne hem de bebek yani iki can ekibe emanettir ve ikisinin de sağlıkla doğum eylemini tamamlaması görevleridir.

Sancılar çekilirken baba odada olmalı ve anneye destek vermelidir.

Doğum sonuna uygun aralıklarla bebek kalp atışları dinlenir, rahim ağzı açıklığı kontrol edilir. Rahim ağzı açıklığı yaklaşık10 cm’e ulaştığında doğum gerçekleşmektedir. Rahim ağzının açılma hızı ilk doğumda sonraki doğumlara göre daha yavaştır (1,5-2 saatte 1cm açılması normaldir) . İlk doğumda 4 cm rahim ağzı açıklığı saptanmış anne adayının doğumu 12 saate kadar uzayabilir. Sabırla bu sürecin geçmesi beklenmelidir. Doğum dikkatle izlem ve sabırla gerçekleşir. Rahim ağzının tama yakın açılması sıralarında anne adayının ıkıntılı ağrıları başlar, makata doğru bebek başı basısını anne hisseder. Artık doğumun sonuna yaklaşılmıştır ve anne doğum masasına alınır.

Anne doğum sürecinde hekiminin önerilerine uymalıdır. Örneğin kasılmalar arasında derin nefes alması önerillir, bu bebeğin yeterli oksijen almasına ve doğum eylemine dayanmasına destek olur. Son kasılmalarda da annenin ıkınması, karın kaslarının eyleme katılarak bebeğin başının çıkmasına yardım etmesi istenir, kasılma aralarında yine uygun şekilde nefes alınmalıdır. Doğum anne ve hekiminin ekip çalışması ile rahatça gerçekleşebilir.

Kuvvetli bir-iki kasılma ve annenin ıkınması ile bebeğin başı çıkımda görülür ve doğar. Hekim bu esnada çıkımda yırtık olmaması için başın doğumunun kontrollü olmasına yardımcı olarak perineyi (çıkım bölgesi)korur. Çoğunlukla ilk doğumlarda gerekli olan ve sonraki doğumlarda da lazım olduğunda yırtılmayı engellemek için çıkımda başın çıkmasını kolaylaştırıcı kesi( epizyotomi) yapılır. Kesi öncesinde bölgeye lokal anestezi uygulanmalıdır.Baş çıktığında hekim önce bebeğin ağzındaki salgıları temizler, ilk gelecek kasılmayı bekler bu şekilde bebeğin solunum yolundaki sıvıların boşalması sağlanır ve omuzların doğması için bebeğin hangi yöne döneceği görülür. Artık nazikçe baş tutularak bebek doğurtulur. Bu sıralarda bebeğin sesi ortalığı ayağa kaldırır”kim çıkardı beni o rahat yerimden”fırçasını atmaktadır. Göbek kordonu uygun aletlerle tutularak kesilir böylece bebek anne bağlantısı artık ayrılmış olur. Bebek annenin karnı üzerine yatırılıp anne kokusunu alması, ten teması sağlanır. Bu işlemler bebeğe emniyettesin demektir. Doğum ortamı bebeğin üşümemesi için uygun sıcaklıkta olmalıdır. Bebek kurulanır, ısıtılır giydirilir ve bu esnada çocuk hekimi ilk muayenesini yapmakta keyfinin yerinde olup olmadığını değerlendirmektedir.

 

Kadın doğum hekimi ise halen rahmin içerisinde bulunan bebeğin eşinin rahim duvarından ayrılıp- ayrılmadığını kontrol edip ayrıldı ise eşi çıkarır. Doğum yolunda yırtık olup olmadığını kontrol eder. Plasenta yeni eş çıktıktan sonra yapılmış ise epizyotomi yeri dikilerek düzeltilir. Anne yatağında izlenmeye alınır. Dünyaya merhaba diyen bebek süslenip hazırlanarak annesine de merhaba demek için annenin odasına getirilerek ten teması sağlanır.

Doğumun konforlu şekilde geçirilmesinin en önemli şartı annenin ağrı duymaması ya da en az ağrı duymasıdır.

Annenin ağrı duymamasını sağlayacak çeşitli seçeneklerimiz vardır.

Genel anestezi:

Normal doğumda en son seçenek olmalıdır. Annenin bilinci ve ağrı duyusu geçici olarak ortadan kaldırılır. Anne kendiliğinden nefes alamayacağı için hekim solunumu uygun araçlar ile sağlar.

Lokal anestezi:

Normal doğum sürecinde en son aşamada başın doğmasına yakın hekim çıkım bölgesine (perine) ve özellikle epizyotomi yapılacak bölgeye ve karşı tarafa uygular. Böylece epizyotomi açılırken ve sonrasında tekrar onarılırken annenin acı hissetmemesi sağlanmış olur.

Epidural anestezi:

Bu yöntemde belden omurgalar arasından girilerek ince bir iğne ile omurilik zarının etrafına anestezi ilacı verilir. Ek olarak bu aralığa bir ilaç uygulanabilecek bir sistem (kateter) yerleştirilir. Bu kateter yardımı ile ek dozlar verilerek gebenin ağrı duymaması sağlanır. Ağrıları azalan anne adayı kaslarını kullanmaya devam edebilir. Bu sayede doğum sancılarını hissetmez ancak doktorun yönetimi ile uygun zamanlarda ıkınıp bebeğini normal yolla doğurabilir. Epidural anestezinin zamanlaması önemlidir. Normal doğumda rahim kasılmaları düzenli hale geldikten sonra ya da rahim açıklığı 4 cm’e ulaştığında epidural anestezi uygulanmalıdır. Kasılmalar düzensiz ise veya erken dönemde takıldığında kasılmaların durmasına neden olabilir. Yine epidural anestezi ıkınma gücünü azaltabilmekte,  bebeğin çıkış aşaması uzayabilmekte ve bazen vakum kullanılması gerekli olmaktadır.

Epidural anestezi uygulandığında kateter sezeryan ile doğumdan genellikle 24 saat sonra, normal doğumdan sonra ise hemen çekilebilir.

Epidural anestezi kanama bozukluğu olan hastalarda, antikoagülan tedavisi alanlarda, uygulama bölgesinde enfeksiyonu olanlarda, trombosit pıhtılaşma hücreleri düşüklüğü olanlarda ve uygulama bölgesinde aşırı darlık olan hastalara ygulanamaz.

Spinal anestezi:

Daha çok sezaryen için uygulanır.Epidural anestezi uygulanmasına benzer ancak anestezi ilacı direkt omurilik sıvısına verilir. Böylece ağrı duyusu ortadan kalkar ve istemli çalışan kaslar geçici olarak duyarsızlaşır. Anneler ciltlerine dokunulduğunu, soğuğu ve sıcağı hissetmeye devam ederler. İstemli kaslar uyuştuğu için anne adaylarının ıkınma şansı yoktur. Bu yüzden spinal anestezi ile normal doğum olmaz.

Kombine spinal ve epidural anestezi:

Sezaryen ile doğumlarda sık uygulanır. Epidural ve spinal anestezi yöntemleri birlikte kullanılmaktadır. Spinal anestezinin cerraha uyguladığı avantajları epidural anestezinin anneye  sağladığı konfor ile birleştirir.

 

Doğum esnasında uygulanacak anestezi yöntemlerinin her birisinin artı ve eksileri vardır. Burada yöntem için gerekli bilgileri anladıktan sonra anne karar vermelidir.

Epidural ye da kombine anestezi uygulamalarında o bölge sinirlerine çok nadiren zarar verilebilir, beyin omurilik sıvısı dışarı kaçabilir ve annede zorlayan baş ağrıları olabilir.Buna karşılık genel anestezi sırasında annenin bilinci açık değildir, Epidural ye da kombine anestezi uygulamalarında annenin bilinci yerindedir ve doğuma katılabilir. Doğum anında bebeğin sesini duyabilir, bebeğini görebilir ve bebeğine dokunabilir.Yani bebeğin dünyaya geldiği anın tadını çıkarır. Genel anestezide verilen ilaçlar kana karışır ve bu sayede göbek kordonundan geçerek çok az da olsa bebeği etkiler. Epidural ye da kombine anestezi uygulamalarında verilen ilaçlar kana karışmazlar ve bebeğe etki etmezler.

Epidural ye da kombine anestezi uygulamalarında anne uyanık olduğundan kendisi soluk alabilir, genel anestezide gerekli olan solunum cihazına ihtiyaç duymaz.

 

40 hafta olduğu halde doğmayan bebeklerin izlenmesi daha sıkı olmalıdır. Bebeğin rahim içinde iyilik hali devam ediyor ise doğum için 42. haftaya kadar beklenebilir. Bebeğin gerçek haftasının hesaplanmasında adet düzeni yani geç geç adet olunması ve bağlı olarak geç yumurtlama olması da dikkate alınmalıdır. 41. doldurmasına rağmen halen doğum gerçekleşmezse bu duruma ‘günaşımı’ denir. 40. haftadan sonra hekim anne ve bebeği sık aralıklarla muayene ederek anne ve bebeğin sağlığını değerlendirir. Her kontrolde NST ve bebeğin sularının incelenmesi için ultrason yapılır. Plasentada yaşlanma gözlenebilir, bu durumda bebeğe giden kan da azalacağından bebeğin suyunda da azalma oluşabilir. Bulgularda bozulma görüldüğünde doğum derhal gerçekleştirilmelidir. Annenin en önemli görevi bebek hareketlerine dikkat etmesidir. Bebeğin hareketlerinde azalma çok önemli bir belirtidir. Anne ve bebeğin kilo alımının durması , bütün bu bulgular göz önüne alınarak doğum kararı verilir. Önemli olan sağlıklı bebek ve sağlıklı anne ile doğumu bitirmektir.

  1. hafta sonunda bebek hala doğmamışsa hekim rahim ağzı açıklığını, bebeğin kalp atışlarını, amniyos mayini değerlendirerek ya suni sancı ile normal doğumu denemeye veya direk sezaryene karar verir. Bebeğin rahim içinde kilo alması durmuş, ve iyilik testlerinde sıkıntı belirtisi oluşmuş ise sezaryen ile hemen doğurtulması daha uygundur. Gün aşımında yani 41. gebelik haftasından sonra ani bebek ölümü riski artar. Bu yüzden doğum mutlaka gerçekleştirilmelidir. Amnios mayii azalması ile bebeğin kordonu sıkışabilir, bebeğe giden kan azalarak sıkıntıya girer, mekonyum dediğimiz dışkısını yapmak zorunda kalır, bebek bu mekonyum parçalarını akciğerlerine çekebilir ve bebekte doğumdan sonra ciddi akciğer sorunları oluşabilir. 282 gün ortalama ömrü olan Plasenta yaşlanma belirtileri ile bebeklerde kilo alımı durur veya kilo kaybı oluşabilir. Çalışma süresi daha uzun olan plasentası olan bebekler gün geçtikçe kilo alır ve iri bebek (4000 grdan ağır)oluşabilir.

 

Anne emzirme ile bilgileri edinmiş olmalıdır, gerekirse bebek hemşiresinden destek almalıdır. Kolostrum denilen ilk anne sütü bebeğe mutlaka emzirilmelidir. İlk altı ay sadece anne sütü bebek için yeterlidir. Çocuk doktoru önermedikçe mama desteğine başlanılmamalıdır. Doğumdan sonraki 48 saate kadar anne sütü gelmeye ve giderek bollaşmaya başlar. Süt için bol sıvı almalı, stresten uzak durmalı ve sık sık dinlenilmelidir.

 

Leave a comment